14 Ekim 2013 Pazartesi

Huawei ve Şincın’ın hikâyesi

Bugünün dünyasında iktisadi kalkınma ve gelişme süreci kamu politikalarının tasarım ve uygulama kalitesi kadar şirketlerin yenilikçiliği ve başarısından geçiyor.

Sonuçta şirketlerine aynı ortamı sağlayan her ülke aynı kalkınma ya da gelişme performansını gösteremeyebiliyor. Amerika’nın 20. yüzyıl başlarındaki “kalkınma” olmasa da “gelişiminde” Ford ya da General Motors gibi otomotiv şirketlerinin rolü yadsınabilir mi? Bu şirketlerden Ford, sadece ürettiği ürün değil üretme şeklinde yaptığı devrimsel yeniliklerle işletme literatürüne geçmişti. Bunu yaparken de Amerika’nın dünyanın en önemli ekonomik gücü haline gelmesinde ya da bunu tescil etmesinde önemli rol oynadı.

Almanya’nın 19. yüzyılın ikinci yarısında “geç” kalkınıp bir dünya ekonomik ve askeri gücü olmasında Siemens ve Krupp gibi firmaların rolü de iyi bilinir. Werner Siemens sadece bir sanayici değil aynı zamanda Edison gibi profesyonel bir mucitti de. Krupp ise yine sanayiciliği bir tarafa, icat ettiği döküm teknikleri sayesinde yeni doğan Alman Birliği ekonomisi ve askeri gücünün en önemli ekonomik güç kaynaklarından birisiydi.

Çin hükümetinin misafiri olarak geldiğimiz bu ülkede iki önemli şirketi ziyaret ettik. Geçmişte Ford, Krupp gibi şirketlerin Almanya ve Amerika’da oynadıkları rolü bugünkü Kore ekonomisinde Samsung, Hyundai ve LG gibi şirketler oynuyorsa, bunların muadilleri olan bu tip şirketler de bugün Çin’in baş döndürücü ekonomik yükselişinin aktörlerinden sayılabilir. Bunlardan bugün bir dünya devi olan Huawei’e bakacağız.

Şincın (Shenzen)…

Çin, Deng Xiaoping liderliğinde 1978 yılından itibaren dünya ekonomisiyle entegre olmaya başladı. Bu süreç hızlı, uzun, ancak büyük ölçüde gözden ırak bir kuluçka döneminden sonra 2000’li yıllarda bir patlama yaşadı. Çin malları, dünyada Afrika’dan Kuzey Amerika’ya hemen hemen tüm ülkelerde evlere girdi. Dünya ülkelerinin hanehalklarının gelirlerinin (yani satın alma güçleri) yükselişinden çok daha hızlı bir tüketim artışının yaşanmasının sebebi, Çin’de düşük ücret yüksek verimlilikle çalışarak, diğer ülkelerdeki halkların alım gücünü yükselten üretim sistemiydi.

İşte bu üretim sisteminin belki de en önemli yerlerinden birisi Çin’in doğu kıyısındaki Guangdong eyaletindeki Şincın isimli kasabasıydı. Çin yönetimi tarafından ana üretim mevkilerinden biri olması için seçilen Şincın, 1978’de küçük bir kasabayken bugün gökdelenler ve fabrikalarla donatılmış olan 13 milyon nüfusa sahip. Bu kadar hızlı büyümesinin sebebi Washington ya da Ankara gibi başkent olması ya da insanların burayı tabii olarak bir yerleşim merkezi seçmesi değil. Şincın, dünyaya üretim yaparak gelirini yükseltmeye çalışan Çin hükümetinin belirlediği “özel ekonomik bölge” statüsü; Shenzen kendisine tanınan Çin kanun ve bürokrasisinden uzak yatırımcı dostu bir ortam sayesinde dünyanın belki de en önemli üretim kenti haline geldi.

... ve Huawei

Tasarrufları yetersiz olan ülkelerde yurtdışından yatırım çekilmesi, ülkede istihdamın hızla artırılması, işsizliğin hızla düşürülmesi ve dolayısıyla gelirin daha hızlı yükseltilmesinde faydalı bir kalkınma aracı. Ancak dış yatırımlar ülkedeki tasarruf açığını kapatarak, istihdamın artmasını hızlandırırken bir süre sonra önemli kaynak ve döviz çıkışlarına da sebep olabiliyor.

Çin hükümeti (ve şirketleri) sadece yabancı yatırım çekerek zengin olunamayacağının farkındaydılar. Bu yüzden ilk dönemlerden itibaren Şincın’a yerli müteşebbislerin de akın etmesi desteklendi. Bu desteklerin arasında işçiler için ucuz konutlar, düşük vergiler, hantal olmayan bürokrasi gibi unsurlar da vardı. Hong Kong ve limanına yakın olan Shenzen, üretilen malın dünya piyasalarına sunulması için de elverişli bir mevkiye sahipti.

Şincın’a 1987 yılında 43 yaşındayken gelen Ren Zhengfei de bunlardan biriydi. 3.000 dolar sermaye ile kurduğu Huawei, bugün dünyanın en önemli haberleşme teknolojisi şirketlerinden birisi haline geldi. Huawei (Huawei “Çin başarısı” manasına geliyor) 1987 ile 2012 yılı arasındaki 25 yılda sıfırdan 35 milyar dolar ciro, 2,5 milyar dolar kâra ulaştı.

Buna rağmen, maceralarını daha yeni başlamış görüyor Huawei yöneticileri. Hızla gelişen temel alanlarında sürekli yeni ürünler geliştirirken yeni teknoloji alanlarına da giriyor şirket. Örneğin, temel alanı olan ve bir B2B sektörü olan GSM haberleşme altyapısı ürünlerinde Avrupa’daki birçok operatörün tercih edilen partneri iken bugün akıllı telefon piyasasında Samsung ve Apple ile yarışır ürünleri tasarladı, geliştirdi ve piyasalara sundu.

Huawei, dünyada 140 ülkede faaliyet gösteriyor. 150.000 kişiye istihdam sağlıyor. Şincın’daki merkez “kampüsü” 30.000 çalışana ev sahipliği yapıyor. Sekiz “mahalleye” ayrılan geniş caddeli kampüse girdiğinizde kendinizi silikon vadisinde hissedebilirsiniz. Zira, kampüste üst düzey yönetim binaları, eğitim tesisleri (“Huawei Üniversitesi”), 3.000 kişilik “yurt” dışında Huawei’in en önemli Ar-Ge merkezlerinden birisi yer alıyor. Çin’i büyük bir ucuz oyuncak üreticisi ülke olarak tanımlayanlara sürpriz olabilir bu.

O zaman daha büyük bir sürpriz; Huawei’in kendi alanında dünyanın en önemli teknoloji firmalarından birisi haline gelmesi, 150.000 çalışanın yarısına yakınının (70.000) Ar-Ge çalışanı olmasından kaynaklanıyor. Huawei faaliyet raporuna göre, yukarıda bahsedilen 2012 cirosunun yüzde 14’ten fazlası, 4,8 milyar doları, Ar-Ge’ye harcanmış. Bu rakam tüm Türkiye Cumhuriyeti’nde çoğu devlet tarafından harcanan toplam 7 milyar dolarlık harcamanın üçte ikisine tekabül ediyor. Türkiye’nin en büyük grubunun yaptığı yıllık Ar-Ge harcamasının 180 milyon dolar civarında olduğunu da tekrar hatırlatalım. Shenzen’de yaşayan Huawei Kurumsal İlişkiler Başkanı Roland Sladek, Huawei’in bugüne kadar Ar-Ge’ye toplam 19,3 milyar dolar para harcadığını da hatırlatıyor.

Huawei, teknolojideki gelişmişliği dışında iki şeyle daha övünüyor. Birincisi, halka açılmaya gerek duymayıp bunun yerine çalışanlarını şirkete ortak etmiş; bunu yaparak hem çalışanlarına para kazandırmış hem de çalışan aidiyetini artırmış. İkincisi ise danışmanlık şirketlerine şu ana kadar 500 milyon dolarlık para ödemiş. Huawei, dünya ekonomisinin birinci liginde oynayan bir şirket. Danışmanlara harcadığı parayla birinci lig şirketleri övünür.

Son olarak, Huawei’in dünyada Hindistan ve ABD’den sonraki üçüncü büyük Ar-Ge merkezini Türkiye’de kurduğunu da söyleyelim. Ame-rika’daki merkezde 450, Türkiye’de ise 350 Ar-Ge çalışanı var şirketin.

Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi/huawei-ve-sincinin-hikayesi_2151742.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder