Pazartesi günü ABD'nin siber polisleri için büyük bir gündü. ABD Adalet Bakanlığı 5 Çinli askeri yetkiliyi hacking ile suçladı ve bu güçlü hacking yazılımının programcılarına dava açtı.
Ancak FBI Direktörü James B. Comey, FBI siber suçluların hızına yetişmek istiyorsa organizasyonun işe alımlarda marihuana (esrar) içmekten hoşlananlara sıfır-tolerans politikasını gevşetmek zorunda kalabileceğini belirtti.
ABD Meclisi FBI'ın bu sene 2,000 yeni personel almasına yetki verdi ve yeni işe alınacakların çoğu FBI için giderek büyüyen bir endişe olan siber suçlara karşı savaş verecek. Ve FBI Direktörü Comey Manhattan'daki New York Şehri Barosu'nda düzenlenen Beyaz Yaka Suçları Enstitüsü yıllık konferansında bunun bir sorun olduğunu söyledi. Çünkü ülkenin en iyi bilgisayar programcıları ve hacking gurularının çoğu marihuana içmeyi seviyor.
FBI Direktörü Comey, "Siber suçlarla mücadele etmek için büyük bir ekip oluşturmam lazım ve bazı adaylar iş mülakatına gelirken dahi esrar içmek istiyor," dedi.
Comey FBI'ın marihuana politikalarında nasıl bir değişikliğe gidilebileceği "sorusuyla uğraştığını" belirtti. Şu anki FBI kurallarına göre son üç senede marihuana içmiş herhangi bir kişi FBI'da işe giremiyor. Konferans katılımcılarından birinin bir arkadaşının FBI politikaları yüzünden işe başvurmaktan vazgeçtiğini söylemesi üzerine Comey, "Arkadaşınız buyursun ve başvursun," dedi.
FBI Direktörü daha önce ajansın "iş yöntemini ve zihniyetini değiştirdiğini," söylemişti.
Comey ayrıca beyaz yaka suçlarıyla mücadele çabalarını da artırdıklarını ifade etti. Comey FBI'ın şu anda ülke genelinde 10,700 beyaz yaka suçlarıyla mücadele eden 1,300 ajanlarının olduğunu belirtti. Comey FBI'daki kurumsal sahtekârlık davalarının 2008'den beri yüzde 65 arttığını söyledi.
Alıntı:
http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424052702303480304579577572701027160.html?mod=WSJDE_article_outbrain&obref=obnetwork
24 Mayıs 2014 Cumartesi
Başarılı yöneticilerin 4 özelliği
Üst düzey yöneticiliğin reçetesinin kararlılık, kendine güven,esneklik ve tevazu birleşimi olduğuna inanıyorum.
1. Kararlılık: İyi yöneticiler nereye gitmek istediklerini bilirler. Analiz ya da önsezi ile kararlarını uygularken amaçlarını etkin bir şekilde açıklar ve etraflarındaki herkesi ortak bir görüş etrafında toplarlar. Giderek daha talepkar hale gelen ve sürekli değişen iş dünyasında kararsızlığın bedeli göze alınamayacak kadar yüksektir.
2. Kendine güven: Başarılı yöneticiler planlarına bağlı kalacak ve karşılarına çıkması kaçınılmaz olan engellerden gözleri korkmayacak kadar kendilerine güvenir. İnsanlar özellikle de zor zamanlarda kazananları takip etmek ister.
3. Esneklik: İyi liderler değişen durumlara göre esneklik gösterebilir. Dwight Eisenhower 'planların işe yaramaz olduğunu ancak plan yapmanın olmazsa olmaz olduğunu söylemişti. Detaylı planlama arzu edilse de akıllı yöneticiler planlarının değişen durumlara göre ayarlanması gerektiğini bilir.
4. Tevazu: En önemlisi yetenekli yöneticiler alçakgönüllüdür; alternatifler görüşleri dinlemek gerektiğini ve diğer insanların yargılarına da güvenmek gerektiğini bilirler.
Alıntı:
http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424052702303678404579537711567810036.html?mod=WSJDE_article_outbrain&obref=obnetwork
1. Kararlılık: İyi yöneticiler nereye gitmek istediklerini bilirler. Analiz ya da önsezi ile kararlarını uygularken amaçlarını etkin bir şekilde açıklar ve etraflarındaki herkesi ortak bir görüş etrafında toplarlar. Giderek daha talepkar hale gelen ve sürekli değişen iş dünyasında kararsızlığın bedeli göze alınamayacak kadar yüksektir.
2. Kendine güven: Başarılı yöneticiler planlarına bağlı kalacak ve karşılarına çıkması kaçınılmaz olan engellerden gözleri korkmayacak kadar kendilerine güvenir. İnsanlar özellikle de zor zamanlarda kazananları takip etmek ister.
3. Esneklik: İyi liderler değişen durumlara göre esneklik gösterebilir. Dwight Eisenhower 'planların işe yaramaz olduğunu ancak plan yapmanın olmazsa olmaz olduğunu söylemişti. Detaylı planlama arzu edilse de akıllı yöneticiler planlarının değişen durumlara göre ayarlanması gerektiğini bilir.
4. Tevazu: En önemlisi yetenekli yöneticiler alçakgönüllüdür; alternatifler görüşleri dinlemek gerektiğini ve diğer insanların yargılarına da güvenmek gerektiğini bilirler.
Alıntı:
http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424052702303678404579537711567810036.html?mod=WSJDE_article_outbrain&obref=obnetwork
Patron Soma’da sendikamızı ele geçirmiş
Soma’daki maden faciasının ardından işyerinde örgütlü Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın işveren tarafından kontrol edildiği iddiaları en yetkili ağızdan doğrulandı.
Soma faciasıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Soma’daki sendika yönetimini işverenin belirlediğini ifade etti. Atalay, “Orada adamları kıskaca almışlar. Genel Müdür Ramazan Doğru aday olsa yüzde 90 oy alır, ben aday olsam yüzde 5 alırım.” ifadelerini kullandı. Kazanın ardından Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın Soma Şubesi’nin işverene yakın isimlerden oluştuğu ve bu nedenle sendikanın, işletmenin eksikleri konusunda sessiz kaldığı iddiaları gündeme gelmişti.
Çalışanların sorunlarını hükümete ve diğer yetkililere duyurmakta zorlandıklarını anlatan Ergün Atalay, “Beğenin beğenmeyin Çalışma Bakanı dışında kimseye derdimizi anlatamıyoruz.” dedi. Diğer bakanlarla diyalog kuramadıklarını söyledi. Hazine ve Maliye bürokrasisini de eleştiren Atalay, ‘Beyaz Türk’ olarak nitelediği bu bürokratların işçilerin sorunlarına karşı kayıtsız olduğunu ileri sürdü.
Meclis’in de patron ağırlıklı olduğunu anlatan Atalay, Türkiye’yi yönetenlerin işçi lehine karar çıkarmadığını dile getirdi. Türk-İş Başkanı, “Meclis patron, sermaye ağırlıklı. Bu Meclis’te işçiler lehine bir karar çıkması dün de beklenmedi, bugün de beklenmez.” dedi.
Soma’da yaşanan maden faciasından kendilerinin de sorumlu olduğunu dile getiren Atalay, sorunları yeteri kadar gündeme getiremediklerini söyledi. Atalay, “Günde 2 kişi ölürken iş cinayetine kurban giderken haber olmadık, ama 301 arkadaşımız iş cinayetine kurban gidince haber olduk. Keşke bu olaylar olmadan ülkeyi yönetenler bunları görebilseydi. Çalışma şartlarının ne kadar kötü olduğunu, ne kadar ilkel olduğunu oraya gittiğimiz zaman öğrendik. Oraya gidene kadar ülkenin bakanından, kamu kuruluşlarının genel müdürlüğüne tüm yetkililer, bu madenin ‘iyi bir maden’, patronun ‘iyi patron’ olduğunu dile getirdi. Maalesef oraya gittiğimiz zaman işin öyle olmadığını gördük.” ifadelerini kullandı.
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi_patron-somada-sendikamizi-ele-gecirmis_2219739.html
Soma faciasıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Soma’daki sendika yönetimini işverenin belirlediğini ifade etti. Atalay, “Orada adamları kıskaca almışlar. Genel Müdür Ramazan Doğru aday olsa yüzde 90 oy alır, ben aday olsam yüzde 5 alırım.” ifadelerini kullandı. Kazanın ardından Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın Soma Şubesi’nin işverene yakın isimlerden oluştuğu ve bu nedenle sendikanın, işletmenin eksikleri konusunda sessiz kaldığı iddiaları gündeme gelmişti.
Çalışanların sorunlarını hükümete ve diğer yetkililere duyurmakta zorlandıklarını anlatan Ergün Atalay, “Beğenin beğenmeyin Çalışma Bakanı dışında kimseye derdimizi anlatamıyoruz.” dedi. Diğer bakanlarla diyalog kuramadıklarını söyledi. Hazine ve Maliye bürokrasisini de eleştiren Atalay, ‘Beyaz Türk’ olarak nitelediği bu bürokratların işçilerin sorunlarına karşı kayıtsız olduğunu ileri sürdü.
Meclis’in de patron ağırlıklı olduğunu anlatan Atalay, Türkiye’yi yönetenlerin işçi lehine karar çıkarmadığını dile getirdi. Türk-İş Başkanı, “Meclis patron, sermaye ağırlıklı. Bu Meclis’te işçiler lehine bir karar çıkması dün de beklenmedi, bugün de beklenmez.” dedi.
Soma’da yaşanan maden faciasından kendilerinin de sorumlu olduğunu dile getiren Atalay, sorunları yeteri kadar gündeme getiremediklerini söyledi. Atalay, “Günde 2 kişi ölürken iş cinayetine kurban giderken haber olmadık, ama 301 arkadaşımız iş cinayetine kurban gidince haber olduk. Keşke bu olaylar olmadan ülkeyi yönetenler bunları görebilseydi. Çalışma şartlarının ne kadar kötü olduğunu, ne kadar ilkel olduğunu oraya gittiğimiz zaman öğrendik. Oraya gidene kadar ülkenin bakanından, kamu kuruluşlarının genel müdürlüğüne tüm yetkililer, bu madenin ‘iyi bir maden’, patronun ‘iyi patron’ olduğunu dile getirdi. Maalesef oraya gittiğimiz zaman işin öyle olmadığını gördük.” ifadelerini kullandı.
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi_patron-somada-sendikamizi-ele-gecirmis_2219739.html
Vodafone’da ‘Türk reçetesi’ tuttu
Vodafone’da Türk reçetesinin sonuç vermesinde önemli payı bulunan İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt, selefinin başarısını sürdürüyor. Ögüt, 2016’ya kadar 2 milyar lira yatırım için Londra ile el sıkışmış. Üç büyük şehirde şebekeyi yüzde 100 yenileyen şirket, mobil iletişim pazarında gelir payını yüzde 33,4’e çıkardı.
İngiliz GSM devi Vodafone, TMSF’den Telsim’i satın aldığında ‘dışı seni, içi beni yakar’ misali bir manzarayla karşılaşacağını hesap etmemişti. Motorola ve Nokia’ya ödenmeyen borçlar yüzünden Uzan ailesinin elinde iken şebekeye çivi çakılmamıştı. Türk mühendislerinin insan üstü gayretleri ile şebeke ayakta tutulmuştu. Lehimle, geçici çözümlerle bir yere kadar gidilebilirdi. Böyle bir tabloya yabancı genel müdürle çözüm bulma arayışı hüsranla son buldu. İngiliz Vodafone, Türkiye’de zarar üstüne zarar açıklarken hiç kimsenin tahmin etmediği bir isim tam yetkili kılındı. Süt-yoğurt üreticisi Danone’un Türkiye müdürü Serpil Timuray, Turkcell, Avea ve Türk Telekom gibi güçlü rakiplerin mühendis kökenli yöneticileri ile rekabet edecekti. ‘Bu maya tutmaz’ diyenleri yanıltan başarılara imza attı Serpil Hanım. Dünya markası, Türkiye’de Serpil Hanım ve A Takımı’nın 5 yıl öncesine dayanan ‘U Dönüşü Projesi’ ile adeta küllerinden doğdu. Şebeke güçlendirilirken pazarlamanın bütün inceliklerine müracaat edildi. Pazar payı ile ciro ve kârlılık da arttı. Şebeke tamamen yenilendi. ‘Çekmiyor’ eleştirileri en aza indirildi. Markaya duyulan güven arttı. Serpil Timuray’ın başarısı karşılıksız bırakılmadı. Vodafone Grubu CEO’su Vittorio Colao’ya bağlı iki yardımcı koltuğundan birinde Timuray oturuyor. Timuray’ın yanı sıra 30’a yakın isim Londra’da önemli mevkilere getirildi. Bir bakıma ‘Türk reçetesi’ Vodafone için yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi için ilham kaynağı oldu. Vodafone kırmızısını parıldatan dönüşüm stratejisinden her sektör ve firmanın alacağı dersler var.
Serpil Hanım’ın Danone’dan mesai arkadaşı olan ve Türk reçetesinin sonuç vermesinde önemli payı bulunan Gökhan Öğüt de Vodafone Türkiye’de başarı çıtasını selefinin bıraktığı yerden yukarılara çıkarma gayretinde. Gökhan Bey, dünkü toplantıda 20 milyon abone sayısına Şubat 2014’te ulaşmış olmanın sevincini bizimle paylaştı. Vodafone, bilanço yılını nisan-mart şeklinde açıklıyor. Son bilanço yılında ciddi büyüme elde edildi. Buna göre mobil iletişim pazarında gelir payı yüzde 33,4’e çıktı. Yüzde 33,4 pazar payı ve 6,4 milyar TL gelir dikkat çekici. “İletişim pazarındaki ciro artışının üçte ikisini biz gerçekleştirdik.” diyen Öğüt, kişi başına düşen gelirin (ARPU) 22,6 TL’ye çıktığını söyledi. Faturalı abonelerde bu rakam 38 TL. Cirodaki gelişme kârlılığı yüzde 27 artırdı. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr 1 milyar 143 milyon lira oldu. 381 milyon liralık pozitif nakit akışı ile kapattı bilanço yılını. Başarıyı şebekeye yapılan yatırımlara, pazarlamaya ve mağazaların yenilenmesine bağlayan Öğüt, yatırımlara Ekim 2013 ile Mart 2014 arasında toplam 566 milyon lira harcadıklarını aktardı. Sonuçlar iyi gelince Londra’dan ilave yatırım bütçesi almak kolay olmuş. İstanbul ekibi, Mart 2016’ya kadar 2 milyar lira yatırım için Londra ile el sıkışmış. Bu tutara 4G lisans ücreti dahil değil. İhale yapılırsa lisans bedeli yatırım bütçesine ilave edilecek. Vodafone 3 büyük şehirde şebekeyi yüzde 100 yenilemiş. Küçük değişikliklerle 4G’ye geçebilecek durumda bu 3 şehirdeki şebeke. Şirket aboneleri; İspanya, İtalya, Yunanistan, Portekiz ve Romanya’da SIM kartlarını değiştirmeden 4G teknolojisinin hızından faydalanırken, tarifelerinin tamamını tıpkı Türkiye’deymiş gibi kullanabilecek. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt, “4G’li telefonun üretimine bu yaz içinde Vestel Manisa tesislerinde başlayacağız. Mobil cüzdan 2.0 bu yaz devreye giriyor. İş ortağım 2.0 büyük bir tanıtım olacak.” dedi.
Türk Telekom’un istediği fiyat, kazmaktan pahalı
Gökhan Bey ve yardımcısı Hasan Süel, fiber optik kablo ağının geniş bant internet için kritik önem taşıdığını vurguladı. Türk Telekom’un bu sahadaki tekelinin kırılamamasından yakındılar. Altyapı paylaşımının kaynak ve zaman israfını engellemek adına milli bir politikaya dönüştürülmesi gerektiğine kaydeden Öğüt, “Altyapı paylaşımı zorunlu. Ama uygulamadaki aksaklıklar giderilmeli. Kazmaktan 11 kat daha pahalı olmamalı paylaşım için istenen fiyat. Sadece 4G için de değil. Sabit ya da mobil, her eve geniş bant internetin götürülmesi lazım. Bu iş memleket meselesi. Otoyolları, köprüleri önemsiyorsak fiber otoyolları da her köşeye ulaştırmamız lazım. Ülkemizin 8’de biri kadar G.Kore’de 600 bin kilometre fiber ağ var. Türkiye’de 220 bin km. Maliyetin biraz üzerinde olmalı. Paylaşım fiyatlarının kazma vurup yatırım yapmaktan çok daha avantajlı olması lazım. Bu konuda ilham alabileceğiz Portekiz, İtalya, Almanya gibi ülke modelleri var. Artık geniş bant her haneye gitmeli. 4G hedefine ulaşabilmek için fiber altyapının makul bir fiyatlama ile paylaşılabilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi_vodafoneda-turk-recetesi-tuttu_2219735.html
İngiliz GSM devi Vodafone, TMSF’den Telsim’i satın aldığında ‘dışı seni, içi beni yakar’ misali bir manzarayla karşılaşacağını hesap etmemişti. Motorola ve Nokia’ya ödenmeyen borçlar yüzünden Uzan ailesinin elinde iken şebekeye çivi çakılmamıştı. Türk mühendislerinin insan üstü gayretleri ile şebeke ayakta tutulmuştu. Lehimle, geçici çözümlerle bir yere kadar gidilebilirdi. Böyle bir tabloya yabancı genel müdürle çözüm bulma arayışı hüsranla son buldu. İngiliz Vodafone, Türkiye’de zarar üstüne zarar açıklarken hiç kimsenin tahmin etmediği bir isim tam yetkili kılındı. Süt-yoğurt üreticisi Danone’un Türkiye müdürü Serpil Timuray, Turkcell, Avea ve Türk Telekom gibi güçlü rakiplerin mühendis kökenli yöneticileri ile rekabet edecekti. ‘Bu maya tutmaz’ diyenleri yanıltan başarılara imza attı Serpil Hanım. Dünya markası, Türkiye’de Serpil Hanım ve A Takımı’nın 5 yıl öncesine dayanan ‘U Dönüşü Projesi’ ile adeta küllerinden doğdu. Şebeke güçlendirilirken pazarlamanın bütün inceliklerine müracaat edildi. Pazar payı ile ciro ve kârlılık da arttı. Şebeke tamamen yenilendi. ‘Çekmiyor’ eleştirileri en aza indirildi. Markaya duyulan güven arttı. Serpil Timuray’ın başarısı karşılıksız bırakılmadı. Vodafone Grubu CEO’su Vittorio Colao’ya bağlı iki yardımcı koltuğundan birinde Timuray oturuyor. Timuray’ın yanı sıra 30’a yakın isim Londra’da önemli mevkilere getirildi. Bir bakıma ‘Türk reçetesi’ Vodafone için yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi için ilham kaynağı oldu. Vodafone kırmızısını parıldatan dönüşüm stratejisinden her sektör ve firmanın alacağı dersler var.
Serpil Hanım’ın Danone’dan mesai arkadaşı olan ve Türk reçetesinin sonuç vermesinde önemli payı bulunan Gökhan Öğüt de Vodafone Türkiye’de başarı çıtasını selefinin bıraktığı yerden yukarılara çıkarma gayretinde. Gökhan Bey, dünkü toplantıda 20 milyon abone sayısına Şubat 2014’te ulaşmış olmanın sevincini bizimle paylaştı. Vodafone, bilanço yılını nisan-mart şeklinde açıklıyor. Son bilanço yılında ciddi büyüme elde edildi. Buna göre mobil iletişim pazarında gelir payı yüzde 33,4’e çıktı. Yüzde 33,4 pazar payı ve 6,4 milyar TL gelir dikkat çekici. “İletişim pazarındaki ciro artışının üçte ikisini biz gerçekleştirdik.” diyen Öğüt, kişi başına düşen gelirin (ARPU) 22,6 TL’ye çıktığını söyledi. Faturalı abonelerde bu rakam 38 TL. Cirodaki gelişme kârlılığı yüzde 27 artırdı. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr 1 milyar 143 milyon lira oldu. 381 milyon liralık pozitif nakit akışı ile kapattı bilanço yılını. Başarıyı şebekeye yapılan yatırımlara, pazarlamaya ve mağazaların yenilenmesine bağlayan Öğüt, yatırımlara Ekim 2013 ile Mart 2014 arasında toplam 566 milyon lira harcadıklarını aktardı. Sonuçlar iyi gelince Londra’dan ilave yatırım bütçesi almak kolay olmuş. İstanbul ekibi, Mart 2016’ya kadar 2 milyar lira yatırım için Londra ile el sıkışmış. Bu tutara 4G lisans ücreti dahil değil. İhale yapılırsa lisans bedeli yatırım bütçesine ilave edilecek. Vodafone 3 büyük şehirde şebekeyi yüzde 100 yenilemiş. Küçük değişikliklerle 4G’ye geçebilecek durumda bu 3 şehirdeki şebeke. Şirket aboneleri; İspanya, İtalya, Yunanistan, Portekiz ve Romanya’da SIM kartlarını değiştirmeden 4G teknolojisinin hızından faydalanırken, tarifelerinin tamamını tıpkı Türkiye’deymiş gibi kullanabilecek. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Gökhan Öğüt, “4G’li telefonun üretimine bu yaz içinde Vestel Manisa tesislerinde başlayacağız. Mobil cüzdan 2.0 bu yaz devreye giriyor. İş ortağım 2.0 büyük bir tanıtım olacak.” dedi.
Türk Telekom’un istediği fiyat, kazmaktan pahalı
Gökhan Bey ve yardımcısı Hasan Süel, fiber optik kablo ağının geniş bant internet için kritik önem taşıdığını vurguladı. Türk Telekom’un bu sahadaki tekelinin kırılamamasından yakındılar. Altyapı paylaşımının kaynak ve zaman israfını engellemek adına milli bir politikaya dönüştürülmesi gerektiğine kaydeden Öğüt, “Altyapı paylaşımı zorunlu. Ama uygulamadaki aksaklıklar giderilmeli. Kazmaktan 11 kat daha pahalı olmamalı paylaşım için istenen fiyat. Sadece 4G için de değil. Sabit ya da mobil, her eve geniş bant internetin götürülmesi lazım. Bu iş memleket meselesi. Otoyolları, köprüleri önemsiyorsak fiber otoyolları da her köşeye ulaştırmamız lazım. Ülkemizin 8’de biri kadar G.Kore’de 600 bin kilometre fiber ağ var. Türkiye’de 220 bin km. Maliyetin biraz üzerinde olmalı. Paylaşım fiyatlarının kazma vurup yatırım yapmaktan çok daha avantajlı olması lazım. Bu konuda ilham alabileceğiz Portekiz, İtalya, Almanya gibi ülke modelleri var. Artık geniş bant her haneye gitmeli. 4G hedefine ulaşabilmek için fiber altyapının makul bir fiyatlama ile paylaşılabilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi_vodafoneda-turk-recetesi-tuttu_2219735.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)