SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı, Genel Sağlık Sigortası’nda 6.4 milyon kişinin 8.5 milyar liralık borcunun silindiğini belirterek, gelir testine girmemiş kişilere çağrı yaptı: 2 Nisan’a kadar başvurun. Kişi başı gelir 676,5 liranın altındaysa...
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Dr. Mehmet Selim Bağlı, Genel Sağlık Sigortası'nda (GSS) gelir testi uyarısı yaptı. Türkiye'nin 1 Ocak 2012'de GSS'ye geçtiğini hatırlatan Bağlı, "GSS tüm dünyada sürekli güncellenen bir sistemdir. GSS sistemi bizde de elden geçirildi ve güncellendi. Paydaşlarımızın, sigortalılarımızın ve vatandaşlarımızın talepleri dinlenip değerlendirildikten sonra 6784 sayılı Kanun'la üçlü prim sisteminden tekli prim sistemine geçtik" dedi. Yapılan son düzenleme ile vatandaşların düşük bir meblağ ile Genel Sağlık Sigortası kapsamına girdiğinin altını çizen Başkan Bağlı, 6834 sayılı Kanun'la 6.4 milyon vatandaşın yaklaşık 8.5 milyar TL civarındaki borcunun silindiğini söyledi. GSS primlerini ödeme imkanı olmayanların 2 Nisan'a kadar en yakın sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına giderek, gelir testini yapması gerektiğine dikkat çeken Bağlı, "Aile bireylerinin geliri, brüt asgari ücretin üçte biri oranında yani 676 lira civarında bir gelirin altında ise hiçbir şey yapmana gerek yok. Raporunu getir SGK'ya teslim et. Herhangi bir prim ödemene gerek yok. Bugüne kadar senin adına 1 Ocak 2012'den bu yana tahakkuk eden bütün borçlar silinecek" şeklinde konuştu. Bağlı, gelir testine giremeyen veya gelir testi sonucunca geliri asgari ücretin üçte birinden fazla olanların ise 30 Nisan'a kadar SGK'ya müracaat etmeleri halinde tahakkuk etmiş prim borçlarının tamamının 53 lira üzerinden yapılandırıldığını açıkladı.
29 Mart 2018 Perşembe
İşten kendisi ayrılanlara da kıdem tazminatı
9 Eylül 1999’dan sonra ilk kez işe girenler Eylül 2019’dan itibaren 7000 gün primi doldurmuşlarsa tazminatlı ayrılabilecek. Eylül 2024’ten itibaren ise 25 yıl sigorta ve 4500 günü dolduran herkes bu hakkı kullanabilecek
Çalışma hayatına 8 Eylül 1999 tarihinden önce başlayanlar 15 yıl ve 3600 prim günü koşulunu tamamladıkları andan itibaren, emekli olmayı beklemeden son çalıştıkları işyerindeki kıdem tazminatını alıp ayrılabilirler. 9 Eylül 1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar da emekli olmadan kıdem tazminatı alabilirler, ancak onların daha zor şartları yerine getirmesi gerekiyor.
Çalışanların en çok merak ettiği konuların başında kıdem tazminatı geliyor. Çalıştığı işyerinden ayrılmak isteyen, daha iyi koşullarda iş bulma imkânı olan işçiler, kıdem tazminatlarını nasıl alabileceklerini merak ediyor.
Son işyerinde en az bir yıl çalışılarak hak kazanılan kıdem tazminatı normalde emeklilikte, vefat halinde veya işveren tarafından işten atılma durumunda alınabiliyor. Bunun dışında kıdem tazminatı alabilmek için işçinin haklı bir nedenle istifa etmesi veya erkeklerin askerlik, kadınların da evlendikten sonra bir yıl içinde istifa etmesi gerekiyor.
1475 SAYILI KANUNA MADDE EKLENMİŞTİ
1999 yılında emeklilik yaşı kademeli olarak kadınlarda 58, erkeklerde 60’a yükseltilirken, çalışanların kıdem tazminatı konusunda mağduriyet yaşamaması için bir düzenleme yapıldı. 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun kıdem tazminatıyla ilgili 14. maddesine 5. fıkra eklenerek yapılan düzenlemenin özü, “yaş dışındaki emeklilik koşulları”nı yerine getiren işçilerin işten ayrılmaları durumunda kıdem tazminatı alabilmesini sağlamak.
Bu düzenleme iş dünyasında 15 yıl sigorta, 3600 prim günüyle kıdem tazminatının alınabilmesi uygulaması olarak anılmaya başlandı. Yakın zamana kadar bu düzenleme sadece 8 Eylül 1999’dan önce işe girmiş olanları ilgilendiriyordu. Yasaya göre, 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe girenler de yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getirmeye başladıktan sonra kıdem tazminatlarını alabilecek. Dolayısıyla, konu 4/A (işçi) statüsünde çalışan herkesi ilgilendiriyor.
KIDEM TAZMİNATI SON İŞYERİNDEKİ İÇİN ALINIR
Kıdem tazminatı alabilmek için aynı işverene bağlı işyerlerinde en az bir yıl çalışmak gerekiyor. Son işyerindeki çalışmalar için ödenen kıdem tazminatı, her hizmet yılı için en son 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor.
KİM HANGİ KOŞULDA KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR
Emekli olmadan kıdem tazminatı alma koşulları, işe ilk defa başlanan tarihe göre değişiyor. İşe giriş tarihine göre, koşullar şöyle:
- 8 Eylül 1999’dan önce işe girenler: 15 yıl sigorta, 3600 gün prim.
- 9 Eylül 1999-30 Nisan 2008 tarihleri arasında işe girenler: 25 yıl sigorta, 4500 gün prim.
- 1 Mayıs 2008’den sonra işe girenler: 25 yıl sigorta, 5400 gün prim.
- 9 Eylül 1999’dan sonra işe girenler: Sigortalılık süresi şartı aranmaksızın 7000 prim günü
- 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe başlayanlar emekli olmadan kıdem tazminatını alma hakkını 2024 yılından itibaren elde edecek. Bunlar içerisinde kesintisiz olarak yirmi yıl çalışarak 7000 gün prim ödeyenler ise gelecek yıl sonbahardan itibaren, emekli olmadan kıdem tazminatını almaya hak kazanacak.
Çalışma hayatına 8 Eylül 1999 tarihinden önce başlayanlar 15 yıl ve 3600 prim günü koşulunu tamamladıkları andan itibaren, emekli olmayı beklemeden son çalıştıkları işyerindeki kıdem tazminatını alıp ayrılabilirler. 9 Eylül 1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar da emekli olmadan kıdem tazminatı alabilirler, ancak onların daha zor şartları yerine getirmesi gerekiyor.
Çalışanların en çok merak ettiği konuların başında kıdem tazminatı geliyor. Çalıştığı işyerinden ayrılmak isteyen, daha iyi koşullarda iş bulma imkânı olan işçiler, kıdem tazminatlarını nasıl alabileceklerini merak ediyor.
Son işyerinde en az bir yıl çalışılarak hak kazanılan kıdem tazminatı normalde emeklilikte, vefat halinde veya işveren tarafından işten atılma durumunda alınabiliyor. Bunun dışında kıdem tazminatı alabilmek için işçinin haklı bir nedenle istifa etmesi veya erkeklerin askerlik, kadınların da evlendikten sonra bir yıl içinde istifa etmesi gerekiyor.
1475 SAYILI KANUNA MADDE EKLENMİŞTİ
1999 yılında emeklilik yaşı kademeli olarak kadınlarda 58, erkeklerde 60’a yükseltilirken, çalışanların kıdem tazminatı konusunda mağduriyet yaşamaması için bir düzenleme yapıldı. 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun kıdem tazminatıyla ilgili 14. maddesine 5. fıkra eklenerek yapılan düzenlemenin özü, “yaş dışındaki emeklilik koşulları”nı yerine getiren işçilerin işten ayrılmaları durumunda kıdem tazminatı alabilmesini sağlamak.
Bu düzenleme iş dünyasında 15 yıl sigorta, 3600 prim günüyle kıdem tazminatının alınabilmesi uygulaması olarak anılmaya başlandı. Yakın zamana kadar bu düzenleme sadece 8 Eylül 1999’dan önce işe girmiş olanları ilgilendiriyordu. Yasaya göre, 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe girenler de yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getirmeye başladıktan sonra kıdem tazminatlarını alabilecek. Dolayısıyla, konu 4/A (işçi) statüsünde çalışan herkesi ilgilendiriyor.
KIDEM TAZMİNATI SON İŞYERİNDEKİ İÇİN ALINIR
Kıdem tazminatı alabilmek için aynı işverene bağlı işyerlerinde en az bir yıl çalışmak gerekiyor. Son işyerindeki çalışmalar için ödenen kıdem tazminatı, her hizmet yılı için en son 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor.
KİM HANGİ KOŞULDA KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR
Emekli olmadan kıdem tazminatı alma koşulları, işe ilk defa başlanan tarihe göre değişiyor. İşe giriş tarihine göre, koşullar şöyle:
- 8 Eylül 1999’dan önce işe girenler: 15 yıl sigorta, 3600 gün prim.
- 9 Eylül 1999-30 Nisan 2008 tarihleri arasında işe girenler: 25 yıl sigorta, 4500 gün prim.
- 1 Mayıs 2008’den sonra işe girenler: 25 yıl sigorta, 5400 gün prim.
- 9 Eylül 1999’dan sonra işe girenler: Sigortalılık süresi şartı aranmaksızın 7000 prim günü
- 9 Eylül 1999 tarihinden sonra işe başlayanlar emekli olmadan kıdem tazminatını alma hakkını 2024 yılından itibaren elde edecek. Bunlar içerisinde kesintisiz olarak yirmi yıl çalışarak 7000 gün prim ödeyenler ise gelecek yıl sonbahardan itibaren, emekli olmadan kıdem tazminatını almaya hak kazanacak.
2018 fazla mesai ücretleri!
4857 sayılı İş Kanunu'na göre haftalık çalışma saati 45 saat bunu aşan süre ise fazla mesaiye giriyor. İşte 2018'deki fazla mesai ücretleri...
Fazla mesai, çalışma hayatında en çok konuşulan konuların başında yer alıyor. Bu konuda gözardı edilen veya bilinmeyen detaylar hatta yakın dönemde yapılan değişiklikler var. Merak edilenleri sizler için araştırdık. Fazla mesai düzenlemesi 4857 sayılı İş Kanunu’yla belirlenmiş durumda. Buna göre; haftalık çalışma saati 45 saat. Aşan süre fazla mesaiye giriyor.
ONAY ŞARTI VAR
Fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde 50 fazlası olarak ödeniyor. Örneğin; bir işçinin saatlik ücreti 20 liraysa, saatlik fazla mesai ücreti 30 lira oluyor. İşveren fazla mesai yaptırmak için yazılı onay almalı. Daha önce bu onay her yıl başında alınıyordu. Ancak 25 Ağustos 2017’de yapılan bir düzenlemeyle onay şartı esnetildi.
ÜCRETLERE DAHİL Mİ?
Yeni düzenlemeye göre; işçinin işe girişte sözleşmesi yapılırken veya ihtiyaç doğduğunda onay vermesi yeterli olacak. Onay yoksa haklı fesih nedeni sayılıyor. Bu durumda işçi kıdem tazminatını alarak işten çıkabilir. İş sözleşmelerinde fazla mesai ücreti aylık ücrete dahil ediliyorsa fazla mesai 270 saati aşamaz. Bu durumda maaş asgari ücretin üzerinde olmalı.
ZAMANAŞIMINA DİKKAT!
İşçi fazla mesai ücretlerini alamadıysa işten ayrıldıktan sonra dava açabilir. Ancak 1 Ocak itibarıyla, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu oldu. Yani önce arabulucuya gidilecek. Sonuç alınamazsa 5 yıl içerisinde dava açmak gerekecek. Dava ne kadar geç açılırsa zamanaşımına uğrayan süre o kadar çok olacak ve talep edilen miktar azalacak.
Fazla mesai, çalışma hayatında en çok konuşulan konuların başında yer alıyor. Bu konuda gözardı edilen veya bilinmeyen detaylar hatta yakın dönemde yapılan değişiklikler var. Merak edilenleri sizler için araştırdık. Fazla mesai düzenlemesi 4857 sayılı İş Kanunu’yla belirlenmiş durumda. Buna göre; haftalık çalışma saati 45 saat. Aşan süre fazla mesaiye giriyor.
ONAY ŞARTI VAR
Fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde 50 fazlası olarak ödeniyor. Örneğin; bir işçinin saatlik ücreti 20 liraysa, saatlik fazla mesai ücreti 30 lira oluyor. İşveren fazla mesai yaptırmak için yazılı onay almalı. Daha önce bu onay her yıl başında alınıyordu. Ancak 25 Ağustos 2017’de yapılan bir düzenlemeyle onay şartı esnetildi.
ÜCRETLERE DAHİL Mİ?
Yeni düzenlemeye göre; işçinin işe girişte sözleşmesi yapılırken veya ihtiyaç doğduğunda onay vermesi yeterli olacak. Onay yoksa haklı fesih nedeni sayılıyor. Bu durumda işçi kıdem tazminatını alarak işten çıkabilir. İş sözleşmelerinde fazla mesai ücreti aylık ücrete dahil ediliyorsa fazla mesai 270 saati aşamaz. Bu durumda maaş asgari ücretin üzerinde olmalı.
ZAMANAŞIMINA DİKKAT!
İşçi fazla mesai ücretlerini alamadıysa işten ayrıldıktan sonra dava açabilir. Ancak 1 Ocak itibarıyla, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu oldu. Yani önce arabulucuya gidilecek. Sonuç alınamazsa 5 yıl içerisinde dava açmak gerekecek. Dava ne kadar geç açılırsa zamanaşımına uğrayan süre o kadar çok olacak ve talep edilen miktar azalacak.
Bakanlıktan yaşlı ve engelliler için milyarlarca liralık destek
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, yaşlı ve engellisine bakan vatandaşlar için verilen "Evde Bakım Yardımları" ile muhtaç ve kimsesiz yaşlılara sağlanan maaş uygulaması kapsamında, geçen yıl toplam 7 milyar 486 milyon liralık ödeme gerçekleştirdi.
Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun tüm nüfusa oranı, 2016 sonu itibarıyla yüzde 8,3 iken, bu oranın 2018 sonunda yüzde 8,7'ye, 2023'te yüzde 10,2'ye ve 2050 yılında da yüzde 21'e ulaşması bekleniyor.
Yaşlı nüfusundaki artış tahminlerini dikkate alarak yeni projeksiyonlar oluşturan ve yaşlıların "aktif yaşlanma" politikası ile daha iyi yaşam koşullarında hayatlarını sürdürmesini hedefleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, şu ana kadar yüz binlerce yaşlı ve engelli için milyarlarca liralık destek sağladı.
Destekler, sadece yaşlı ve engellilere değil onlara bakım sağlayan yakınları için de umut oldu.
AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlığın, yaşlılar ve engelli durumda olan vatandaşlar için bu kapsamda sağladığı en önemli desteklerden biri olan "Evde Bakım Yardımları" ve 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz yaşlılara yaptığı maaş ödemelerinin toplam miktarı, 2017 yılı sonu itibarıyla 7 milyar 486 milyon lira olarak gerçekleşti.
500 bin yaşlı yakınına 5 milyar liralık destek
Bakanlık, "Evde Bakım Yardımları" kapsamında geçen yıl engellilik durumu olan ve ekonomik yoksunluk yaşayan yaşlılar için, kendilerine bakım sağlayan 500 bin yakınına toplam 5 milyar 720 milyon liralık destek sağladı.
Bakıma ihtiyacı olan engellilerin evde bakımına destek için, hane başına aylık 1085 lira ödeme yapıldı.
Ayrıca 2022 sayılı "65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun" kapsamında, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz 618 bin yaşlıya, 1 milyar 766 milyon lira ödeme gerçekleştirildi. Yaşlı vatandaşlara üç ayda bir ödenen maaş tutarı 797 lira 40 kuruş oldu.
Huzurevleri 25 binden fazla yaşlıya hizmet veriyor
Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü öncülüğünde, yaşlı vatandaşlar için huzurevlerinin fiziki ve hizmet standartlarının iyileştirilmesinden, ücretsiz ulaşım imkanının kapsamının genişletilmesine kadar birçok yeni uygulama hayata geçirildi.
Verilere göre, 2002'de 63 Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nden sadece 4 bin 952 yaşlı yararlanabilirken, bugün, sosyal güvencesi olan ya da olmayan tüm yaşlılara hizmet veren toplam 14 bin 793 kapasiteli 144 huzurevi ve merkezde, 13 bin 692 yaşlı hizmet alıyor.
Bakanlığın denetiminde bulunan diğer bakanlıklara bağlı 570 kapasiteli 2 huzurevinde 566, belediyelere bağlı 3 bin 402 kapasiteli 22 huzurevinde 2 bin 381, dernek ve vakıflara ait 2 bin 454 kapasiteli 29 huzurevinde de 1717 yaşlıya hizmet veriliyor.
Ayrıca Türkiye'deki azınlıklara ait 508 kapasiteli 5 huzurevinde 355 ve 10 bin 184 kapasiteli 182 özel huzurevinde de 7 bin 128 yaşlı vatandaşa bakım hizmeti sunuluyor. Tüm huzurevlerinde toplam 25 bin 839 yaşlıya hizmet sağlanıyor.
Huzurevlerinden ekonomik yoksunluğu bulunan yaşlılar ücretsiz olarak yararlanabilirken, çeşitli nedenlerle aileleriyle birlikte olamayan bakıma muhtaç tüm yaşlılar da sıra gözetilmeksizin derhal uygun huzurevine alınıyor. Gündüzlü bakım hizmetinin de sunulduğu huzurevlerinde, yaşlı vatandaşlara düzenli olarak sosyal, psikolojik ve hukuki alanlarda da destekleniyor.
Yaşlı Yaşam Evleri
Bakanlıkça, ailelerinin yanında desteklenemeyen yaşlı vatandaşlara ev ortamında, sosyal çevreden soyutlanmadan bakım desteği sağlanması amacıyla hayata geçirilen Yaşlı Yaşam Evleri'nin sayısı da her geçen gün artıyor.
2012'de pilot uygulama olarak başlatılan "Yaşlı Yaşam Evleri" uygulamasında, Türkiye genelinde, 179 kapasite ile çalışan 47 ev bulunuyor. Nezih bir sitede, konforlu bir dairede, dört beş kişinin, konusunda uzman bir bakım elemanıyla birlikte yaşadığı Yaşlı Yaşam Evleri'nde 164 yaşlıya hizmet veriliyor.
Ayda 13 bin araca "ücretsiz seyahat" ödemesi yapıldı
Bakanlık, 2014'te kapsamı genişletilen "ücretsiz seyahat" uygulaması kapsamında da engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazileri taşıyan şehir içi özel halk otobüsü ve deniz ulaşım aracı sahiplerine aylık gelir desteği ödemesi yapıyor.
Geçen yıl bu kapsamda ayda yaklaşık 13 bin araç için toplam 112 milyon 500 bin liralık ödeme gerçekleştirildi.
"Aktif Yaşlanma"nın yol haritası hazırlandı
Yaşlıların yaşam kalitesinin artırılması ve sosyal hayattan kopmalarının engellenmesini amaçlayan "2018-2023 Aktif Yaşlanma Strateji Belgesi" taslağını hazırlayan Bakanlık, yol haritası niteliğinde olan bu belgeyi yakın bir zaman içerisinde yürürlüğe koymayı hedefliyor.
Tüm tarafların görüşleriyle hazırlanan belgede, vatandaşların aktif, sağlıklı bir şekilde yaşlılığa hazırlanmasını sağlayan koruyucu ve önleyici hizmetlerin yaygınlaştırılmasına yönelik önlemler yer alıyor.
Dört ana başlıktan oluşan belgenin "İş Gücü Piyasasına Aktif Katılım" başlığı altında yaşlılar için istihdam, sağlıklı çalışma koşulları, yaş ayrımcılığı ve dışlama, emeklilik sonrası çalışan dostu vergi sistemleri, tecrübe aktarımı, resmi olmayan kariyerin desteklenmesi konusunda politikalar sıralanıyor.
Belgede gelir güvenliği ve yoksulluk, istismardan koruma, zihinsel, ruhsal ve fiziksel iyilik hali, yaşlı bakım hizmetleri, demans ve alzaymır dostu hizmetler, yaşlı dostu yaşam alanları, dijital yetkinlik, kuşaklar arası dayanışma, adli süreç ve adalete erişim gibi birçok konu da bulunuyor.
Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun tüm nüfusa oranı, 2016 sonu itibarıyla yüzde 8,3 iken, bu oranın 2018 sonunda yüzde 8,7'ye, 2023'te yüzde 10,2'ye ve 2050 yılında da yüzde 21'e ulaşması bekleniyor.
Yaşlı nüfusundaki artış tahminlerini dikkate alarak yeni projeksiyonlar oluşturan ve yaşlıların "aktif yaşlanma" politikası ile daha iyi yaşam koşullarında hayatlarını sürdürmesini hedefleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, şu ana kadar yüz binlerce yaşlı ve engelli için milyarlarca liralık destek sağladı.
Destekler, sadece yaşlı ve engellilere değil onlara bakım sağlayan yakınları için de umut oldu.
AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlığın, yaşlılar ve engelli durumda olan vatandaşlar için bu kapsamda sağladığı en önemli desteklerden biri olan "Evde Bakım Yardımları" ve 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz yaşlılara yaptığı maaş ödemelerinin toplam miktarı, 2017 yılı sonu itibarıyla 7 milyar 486 milyon lira olarak gerçekleşti.
500 bin yaşlı yakınına 5 milyar liralık destek
Bakanlık, "Evde Bakım Yardımları" kapsamında geçen yıl engellilik durumu olan ve ekonomik yoksunluk yaşayan yaşlılar için, kendilerine bakım sağlayan 500 bin yakınına toplam 5 milyar 720 milyon liralık destek sağladı.
Bakıma ihtiyacı olan engellilerin evde bakımına destek için, hane başına aylık 1085 lira ödeme yapıldı.
Ayrıca 2022 sayılı "65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun" kapsamında, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz 618 bin yaşlıya, 1 milyar 766 milyon lira ödeme gerçekleştirildi. Yaşlı vatandaşlara üç ayda bir ödenen maaş tutarı 797 lira 40 kuruş oldu.
Huzurevleri 25 binden fazla yaşlıya hizmet veriyor
Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü öncülüğünde, yaşlı vatandaşlar için huzurevlerinin fiziki ve hizmet standartlarının iyileştirilmesinden, ücretsiz ulaşım imkanının kapsamının genişletilmesine kadar birçok yeni uygulama hayata geçirildi.
Verilere göre, 2002'de 63 Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nden sadece 4 bin 952 yaşlı yararlanabilirken, bugün, sosyal güvencesi olan ya da olmayan tüm yaşlılara hizmet veren toplam 14 bin 793 kapasiteli 144 huzurevi ve merkezde, 13 bin 692 yaşlı hizmet alıyor.
Bakanlığın denetiminde bulunan diğer bakanlıklara bağlı 570 kapasiteli 2 huzurevinde 566, belediyelere bağlı 3 bin 402 kapasiteli 22 huzurevinde 2 bin 381, dernek ve vakıflara ait 2 bin 454 kapasiteli 29 huzurevinde de 1717 yaşlıya hizmet veriliyor.
Ayrıca Türkiye'deki azınlıklara ait 508 kapasiteli 5 huzurevinde 355 ve 10 bin 184 kapasiteli 182 özel huzurevinde de 7 bin 128 yaşlı vatandaşa bakım hizmeti sunuluyor. Tüm huzurevlerinde toplam 25 bin 839 yaşlıya hizmet sağlanıyor.
Huzurevlerinden ekonomik yoksunluğu bulunan yaşlılar ücretsiz olarak yararlanabilirken, çeşitli nedenlerle aileleriyle birlikte olamayan bakıma muhtaç tüm yaşlılar da sıra gözetilmeksizin derhal uygun huzurevine alınıyor. Gündüzlü bakım hizmetinin de sunulduğu huzurevlerinde, yaşlı vatandaşlara düzenli olarak sosyal, psikolojik ve hukuki alanlarda da destekleniyor.
Yaşlı Yaşam Evleri
Bakanlıkça, ailelerinin yanında desteklenemeyen yaşlı vatandaşlara ev ortamında, sosyal çevreden soyutlanmadan bakım desteği sağlanması amacıyla hayata geçirilen Yaşlı Yaşam Evleri'nin sayısı da her geçen gün artıyor.
2012'de pilot uygulama olarak başlatılan "Yaşlı Yaşam Evleri" uygulamasında, Türkiye genelinde, 179 kapasite ile çalışan 47 ev bulunuyor. Nezih bir sitede, konforlu bir dairede, dört beş kişinin, konusunda uzman bir bakım elemanıyla birlikte yaşadığı Yaşlı Yaşam Evleri'nde 164 yaşlıya hizmet veriliyor.
Ayda 13 bin araca "ücretsiz seyahat" ödemesi yapıldı
Bakanlık, 2014'te kapsamı genişletilen "ücretsiz seyahat" uygulaması kapsamında da engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazileri taşıyan şehir içi özel halk otobüsü ve deniz ulaşım aracı sahiplerine aylık gelir desteği ödemesi yapıyor.
Geçen yıl bu kapsamda ayda yaklaşık 13 bin araç için toplam 112 milyon 500 bin liralık ödeme gerçekleştirildi.
"Aktif Yaşlanma"nın yol haritası hazırlandı
Yaşlıların yaşam kalitesinin artırılması ve sosyal hayattan kopmalarının engellenmesini amaçlayan "2018-2023 Aktif Yaşlanma Strateji Belgesi" taslağını hazırlayan Bakanlık, yol haritası niteliğinde olan bu belgeyi yakın bir zaman içerisinde yürürlüğe koymayı hedefliyor.
Tüm tarafların görüşleriyle hazırlanan belgede, vatandaşların aktif, sağlıklı bir şekilde yaşlılığa hazırlanmasını sağlayan koruyucu ve önleyici hizmetlerin yaygınlaştırılmasına yönelik önlemler yer alıyor.
Dört ana başlıktan oluşan belgenin "İş Gücü Piyasasına Aktif Katılım" başlığı altında yaşlılar için istihdam, sağlıklı çalışma koşulları, yaş ayrımcılığı ve dışlama, emeklilik sonrası çalışan dostu vergi sistemleri, tecrübe aktarımı, resmi olmayan kariyerin desteklenmesi konusunda politikalar sıralanıyor.
Belgede gelir güvenliği ve yoksulluk, istismardan koruma, zihinsel, ruhsal ve fiziksel iyilik hali, yaşlı bakım hizmetleri, demans ve alzaymır dostu hizmetler, yaşlı dostu yaşam alanları, dijital yetkinlik, kuşaklar arası dayanışma, adli süreç ve adalete erişim gibi birçok konu da bulunuyor.
27 Mart 2018 Salı
105 bin yabancı uyrukluya çalışma izni verildi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülke genelinde 15 Mart 2018 itibarıyla 104 bin 915 yabancı uyrukluya çalışma izni verildi.
Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü'nün TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Göç ve Uyum Alt Komisyonu'na sunduğu raporda, yabancı uyrukluların istihdamına ilişkin istatistikler paylaşıldı. Rapora göre, Türkiye genelinde 15 Mart 2018 itibarıyla 104 bin 915 yabancı uyrukluya çalışma izni verildi. En fazla çalışma izni verilen il 38 bin 837 kişi ile İstanbul olurken en az ise bin 622 kişi ile Kocaeli oldu.
Çalışma izni verilen 104 bin 915 kişinin, 28 bin 636'sı üniversite, 7 bin 570'i yüksekokul, 37 bin 231'i lise, 8 bin 986'sı ortaokul mezunlarından, geri kalanı ise ilkokul ve okur yazarlardan oluştu.
EN ÇOK ÇALIŞMA İZNİ İSTANBUL'DA
Rapora göre, 2016'dan 15 Mart 2018'e kadar ikamet izni olan 20 bin 357, geçici koruma sağlanan 19 bin 578 olmak üzere toplam 39 bin 935 Suriyeli'ye çalıs?ma izni imkanı getirildi. 39 bin 935 çalışma izninden 13 bin 327'si ise şirket ortağı olan Suriye uyruklu yabancılara verildi. Geçici koruma sağlanan Suriyelilere verilen çalışma izninde 5 bin 430 ile ilk sırada İstanbul yer alırken 426 izin ile Adana son sırada yer aldı. İkamet izni olan Suriyelilere verilen çalışma izni sayısında da 8 bin 875 izinle ilk sırada İstanbul yer alırken 128 izin ile son sırada ise Kocaeli bulundu.
Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü'nün TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Göç ve Uyum Alt Komisyonu'na sunduğu raporda, yabancı uyrukluların istihdamına ilişkin istatistikler paylaşıldı. Rapora göre, Türkiye genelinde 15 Mart 2018 itibarıyla 104 bin 915 yabancı uyrukluya çalışma izni verildi. En fazla çalışma izni verilen il 38 bin 837 kişi ile İstanbul olurken en az ise bin 622 kişi ile Kocaeli oldu.
Çalışma izni verilen 104 bin 915 kişinin, 28 bin 636'sı üniversite, 7 bin 570'i yüksekokul, 37 bin 231'i lise, 8 bin 986'sı ortaokul mezunlarından, geri kalanı ise ilkokul ve okur yazarlardan oluştu.
EN ÇOK ÇALIŞMA İZNİ İSTANBUL'DA
Rapora göre, 2016'dan 15 Mart 2018'e kadar ikamet izni olan 20 bin 357, geçici koruma sağlanan 19 bin 578 olmak üzere toplam 39 bin 935 Suriyeli'ye çalıs?ma izni imkanı getirildi. 39 bin 935 çalışma izninden 13 bin 327'si ise şirket ortağı olan Suriye uyruklu yabancılara verildi. Geçici koruma sağlanan Suriyelilere verilen çalışma izninde 5 bin 430 ile ilk sırada İstanbul yer alırken 426 izin ile Adana son sırada yer aldı. İkamet izni olan Suriyelilere verilen çalışma izni sayısında da 8 bin 875 izinle ilk sırada İstanbul yer alırken 128 izin ile son sırada ise Kocaeli bulundu.
23 Mart 2018 Cuma
IBM yaşlı çalışanlarını kovdu, gençleri işe aldı
IBM’in insan kaynakları yaklaşımı üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, şirket yaşlı çalışanlarını sistematik olarak kovarak ABD yasalarını çiğnemiş olabilir
Kâr amacı gütmeyen haber kuruluşu ProPublica, IBM’in sistematik olarak yaşlı çalışanları kovduğunu ve yerlerine genç çalışanlar aldığını yazdı.
IBM’in şirket içi belgelerini, halka açık kayıtlarını ve yasal beyanlarını inceleyen ProPublica, ayrıca 1.000’den fazla IBM çalışanıyla gerçekleştirdiği röportajlar sonrasında, ABD’li teknoloji devinin yasaları çiğnediğini iddia etti.
Geride kalan son 5 yılda IBM’in anavatanında 20.000’den fazla 40 yaş ve üzeri çalışanı işten çıkardığı ve bunların ABD’deki toplam işten çıkarmaların yüzde 60’ını oluşturduğu belirtildi.
Bulgular, IBM’in 40 yaş ve üzeri çalışanları “geçerliliğini yitirmiş yetenek setlerine” sahip oldukları gerekçesiyle işten çıkardıktan sonra aynı işleri kontratlı olarak daha düşük ücretlerle yapmaları için yeniden işe aldığını iddia ediyor.
ProPublica’ya göre, IBM işten çıkarılacak olan çalışanlara yerine gelecek olanları eğitmelerini ve sonrasında şirketteki başka departmanlara iş başvurunda bulunmalarını öneriyor, ancak diğer departmanlar yaşlı çalışanları işe almamaları konusunda uyarılıyor.
Haber kuruluşuna röportaj veren eski IBM çalışanlarından birisi olan Marjorie Madfis, 17 yıl boyunca dijital pazarlama stratejisti olarak çalıştığı şirketten herhangi bir sebep gösterilmeden kovulduğunu belirtiyor. İşten kovulduğu sırada 57 yaşında olan kadın, ekibindeki dokuz kişinin 7’sini oluşturan orta yaşlı tüm kadın çalışanların da kendisiyle birlikte kovulduğuna ve işlerini koruyan iki çalışanın ise genç erkekler olduğuna dikkat çekiyor.
İsminin açıklanmasında sorun görmeyen bir diğer eski IBM çalışanı ise 18 yıl boyunca şirkete hizmet etmiş olan Brian Paulson. Kıdemli müdür olarak örnek gösterilen bir performans sergileyen Paulson, kendisini ‘kötü performans’ gerekçesiyle işten kovan yöneticiyle herhangi bir iş bağlantısı olmadığını belirtiyor.
ProPublica, IBM'in sistematik olarak yaşlı çalışanları kovarak yerlerine daha rekabetçi gençleri getiren bir insa kaynakları yaklaşımı benimsediğini ve bunun yasalara aykırı olduğunu iddia ediyor.
ABD’de 1967 yılında yürürlüğe giren ‘İstihdamda Yaş Ayrımı Kanunu’, 40 yaş ve üzeri çalışanların işe alma, terfi, kovulma, tazminat ve ayrıcalıklar konusunda koruma altına alıyor.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan IBM sözcüsü, şirketin federal yasalara uyduğunu ve “IBM’in 100 yıllık süreçte hayatta kalmanın ötesinde ileri giden tek teknoloji şirketi” olduğunu söyledi.
Kâr amacı gütmeyen haber kuruluşu ProPublica, IBM’in sistematik olarak yaşlı çalışanları kovduğunu ve yerlerine genç çalışanlar aldığını yazdı.
IBM’in şirket içi belgelerini, halka açık kayıtlarını ve yasal beyanlarını inceleyen ProPublica, ayrıca 1.000’den fazla IBM çalışanıyla gerçekleştirdiği röportajlar sonrasında, ABD’li teknoloji devinin yasaları çiğnediğini iddia etti.
Geride kalan son 5 yılda IBM’in anavatanında 20.000’den fazla 40 yaş ve üzeri çalışanı işten çıkardığı ve bunların ABD’deki toplam işten çıkarmaların yüzde 60’ını oluşturduğu belirtildi.
Bulgular, IBM’in 40 yaş ve üzeri çalışanları “geçerliliğini yitirmiş yetenek setlerine” sahip oldukları gerekçesiyle işten çıkardıktan sonra aynı işleri kontratlı olarak daha düşük ücretlerle yapmaları için yeniden işe aldığını iddia ediyor.
ProPublica’ya göre, IBM işten çıkarılacak olan çalışanlara yerine gelecek olanları eğitmelerini ve sonrasında şirketteki başka departmanlara iş başvurunda bulunmalarını öneriyor, ancak diğer departmanlar yaşlı çalışanları işe almamaları konusunda uyarılıyor.
Haber kuruluşuna röportaj veren eski IBM çalışanlarından birisi olan Marjorie Madfis, 17 yıl boyunca dijital pazarlama stratejisti olarak çalıştığı şirketten herhangi bir sebep gösterilmeden kovulduğunu belirtiyor. İşten kovulduğu sırada 57 yaşında olan kadın, ekibindeki dokuz kişinin 7’sini oluşturan orta yaşlı tüm kadın çalışanların da kendisiyle birlikte kovulduğuna ve işlerini koruyan iki çalışanın ise genç erkekler olduğuna dikkat çekiyor.
İsminin açıklanmasında sorun görmeyen bir diğer eski IBM çalışanı ise 18 yıl boyunca şirkete hizmet etmiş olan Brian Paulson. Kıdemli müdür olarak örnek gösterilen bir performans sergileyen Paulson, kendisini ‘kötü performans’ gerekçesiyle işten kovan yöneticiyle herhangi bir iş bağlantısı olmadığını belirtiyor.
ProPublica, IBM'in sistematik olarak yaşlı çalışanları kovarak yerlerine daha rekabetçi gençleri getiren bir insa kaynakları yaklaşımı benimsediğini ve bunun yasalara aykırı olduğunu iddia ediyor.
ABD’de 1967 yılında yürürlüğe giren ‘İstihdamda Yaş Ayrımı Kanunu’, 40 yaş ve üzeri çalışanların işe alma, terfi, kovulma, tazminat ve ayrıcalıklar konusunda koruma altına alıyor.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan IBM sözcüsü, şirketin federal yasalara uyduğunu ve “IBM’in 100 yıllık süreçte hayatta kalmanın ötesinde ileri giden tek teknoloji şirketi” olduğunu söyledi.
SGK prim tahsilatı 37 milyar TL’yi aştı
Maliye Bakanı Ağbal, borçların yeniden yapılandırılmasının ardından geçen 10 ayda tahsilatın 38 milyar liraya yaklaştığını söyledi
Maliye Bakanı Naci Ağbal, sosyal güvenlik prim borcu ve vergi tahsilatı toplamının 37 milyar 881 milyon liraya ulaştığını söyledi.
Ağbal, TBMM’de kabul edilerek vatandaşa SGK prim borçları, idari para cezaları ve vergi borçlarını yapılandırma hakkı tanıyan kanunlar sonrasında vatandaşın taksitlerini ödemekte büyük bir özen gösterdiğini belirterek, teşekkür etti. Ağbal, yasanın yürürlüğe girdiği Mayıs 2017’den bu yana tahsil edilen toplam para tutarına ilişkin de bilgi verdi. Şu ana kadar yeniden yapılandırma kanunları çerçevesinde, sosyal güvenlik primi vergi tahsilat toplamının 37 milyar 881 milyon liraya ulaştığını kaydeden Ağbal özetle şunları kaydetti:
Tahsilat oranı yüksek
“Şu ana kadar yeniden yapılandırma kanunları çerçevesinde sosyal güvenlik primi, vergi tahsilatı toplam 37 milyar liraya ulaşmış durumda. Gerçekten bütün vatandaşlarımıza, mükelleflerimize teşekkür ediyoruz. Halkımız taksitlerini ödemekte büyük bir itina ve özen gösteriyor ve bu sayede şu ana kadar gelen taksitler itibariyle de tahsilat oranının yüksek olduğunu söyleyebilirim.”
Ağbal, eğitim sisteminin, hem nitelik hem de nicelik olarak gelişmesi için 16 yıldır hükümet olarak büyük bir gayret sarfettiklerini söyledi.
16 yıldır tarımsal destekler ve borçların yapılandırılmasıyla hep çiftçilerin yanında olduklarını belirten Ağbal, “Çiftçiler için ne gerekiyorsa yaptık, bundan sonra da yaparız” dedi.
Ağbal, ek gösterge meselesinin, birçok kamu görevlisini ilgilendirdiğine de dikkati çekti. Ek göstergenin 3000’den 3600’e, 3600’den 4800’e çıkarılmasının kişilerin emekli aylığını etkileyen önemli bir faktör olduğuna işaret eden Ağbal, “16 yıldır kamu personelinin özlük haklarının ve reel olarak gelirlerinin artırılması için, hükümet olarak Meclisten çok önemli düzenlemeleri geçirdik. Memur ve emekli aylıkları iktidarımızda her zaman için arttı” diye konuştu.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, sosyal güvenlik prim borcu ve vergi tahsilatı toplamının 37 milyar 881 milyon liraya ulaştığını söyledi.
Ağbal, TBMM’de kabul edilerek vatandaşa SGK prim borçları, idari para cezaları ve vergi borçlarını yapılandırma hakkı tanıyan kanunlar sonrasında vatandaşın taksitlerini ödemekte büyük bir özen gösterdiğini belirterek, teşekkür etti. Ağbal, yasanın yürürlüğe girdiği Mayıs 2017’den bu yana tahsil edilen toplam para tutarına ilişkin de bilgi verdi. Şu ana kadar yeniden yapılandırma kanunları çerçevesinde, sosyal güvenlik primi vergi tahsilat toplamının 37 milyar 881 milyon liraya ulaştığını kaydeden Ağbal özetle şunları kaydetti:
Tahsilat oranı yüksek
“Şu ana kadar yeniden yapılandırma kanunları çerçevesinde sosyal güvenlik primi, vergi tahsilatı toplam 37 milyar liraya ulaşmış durumda. Gerçekten bütün vatandaşlarımıza, mükelleflerimize teşekkür ediyoruz. Halkımız taksitlerini ödemekte büyük bir itina ve özen gösteriyor ve bu sayede şu ana kadar gelen taksitler itibariyle de tahsilat oranının yüksek olduğunu söyleyebilirim.”
Ağbal, eğitim sisteminin, hem nitelik hem de nicelik olarak gelişmesi için 16 yıldır hükümet olarak büyük bir gayret sarfettiklerini söyledi.
16 yıldır tarımsal destekler ve borçların yapılandırılmasıyla hep çiftçilerin yanında olduklarını belirten Ağbal, “Çiftçiler için ne gerekiyorsa yaptık, bundan sonra da yaparız” dedi.
Ağbal, ek gösterge meselesinin, birçok kamu görevlisini ilgilendirdiğine de dikkati çekti. Ek göstergenin 3000’den 3600’e, 3600’den 4800’e çıkarılmasının kişilerin emekli aylığını etkileyen önemli bir faktör olduğuna işaret eden Ağbal, “16 yıldır kamu personelinin özlük haklarının ve reel olarak gelirlerinin artırılması için, hükümet olarak Meclisten çok önemli düzenlemeleri geçirdik. Memur ve emekli aylıkları iktidarımızda her zaman için arttı” diye konuştu.
10 kişinin öldüğü asansör kazasında karar çıktı
İstanbul Mecidiyeköy'de 10 kişinin öldüğü asansör kazası davasında karar çıktı
Mecidiyeköy'de 10 kişinin öldüğü asansör kazası davasında karar çıktı.
9 sanık, 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıkların her biri için verilen hapis cezası, 60 bin 800'er liraya adli para cezasına çevrildi. 16 sanık ise beraat etti.
Mecidiyeköy'de 10 kişinin öldüğü asansör kazası davasında karar çıktı.
9 sanık, 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıkların her biri için verilen hapis cezası, 60 bin 800'er liraya adli para cezasına çevrildi. 16 sanık ise beraat etti.
10 Mart 2018 Cumartesi
2 gün işe gitmeyen tazminatsız atılır!
Yargıtay, sadece vizite belgesinin devamsızlığı ispatlamaya yetmeyeceğini belirterek, işe gitmemenin ancak raporla olabileceğine hükmetti
Yargıtay, raporsuz art arda iki iş günü işe gitmemeyi, tazminatsız işten atılma sebebi saydı. Karara neden olan olayda, bir işletmede aşçıbaşılık yapan çalışan rahatsızlanınca işe gidemedi. Mesai arkadaşını telefonla arayarak işe gelemeyeceğini, viziteye (doktora) çıkacağını bildirdi. Ancak, aşçıbaşının viziteye çıktığına dair belge bulunmasına rağmen, patron ‘2 gün üst üste işe gelmedin’ diyerek çalışanını kapının önüne koydu.
KEYFİ İSTİRAHAT
Olay üzerine aşçıbaşı işe iade davası açtı. Mahkeme işçinin viziteye çıktığına dair belgenin bulunması nedeniyle, iki gün işe gelmemenin haklı fesih olamayacağını değerlendirerek, çalışanın kıdem tazminatını alabileceğine hükmetti. Ancak işyeri sahibinin kararı temyizi ile bu defa Yargıtay patronu haklı buldu. Yargıtay 22’inci Hukuk Dairesi, viziteye çıktıktan sonra raporlu olmadan evde istirahati, keyfi devamsızlık olarak değerlendirdi.
Yargıtay, raporsuz art arda iki iş günü işe gitmemeyi, tazminatsız işten atılma sebebi saydı. Karara neden olan olayda, bir işletmede aşçıbaşılık yapan çalışan rahatsızlanınca işe gidemedi. Mesai arkadaşını telefonla arayarak işe gelemeyeceğini, viziteye (doktora) çıkacağını bildirdi. Ancak, aşçıbaşının viziteye çıktığına dair belge bulunmasına rağmen, patron ‘2 gün üst üste işe gelmedin’ diyerek çalışanını kapının önüne koydu.
KEYFİ İSTİRAHAT
Olay üzerine aşçıbaşı işe iade davası açtı. Mahkeme işçinin viziteye çıktığına dair belgenin bulunması nedeniyle, iki gün işe gelmemenin haklı fesih olamayacağını değerlendirerek, çalışanın kıdem tazminatını alabileceğine hükmetti. Ancak işyeri sahibinin kararı temyizi ile bu defa Yargıtay patronu haklı buldu. Yargıtay 22’inci Hukuk Dairesi, viziteye çıktıktan sonra raporlu olmadan evde istirahati, keyfi devamsızlık olarak değerlendirdi.
Deneyimli çalışana 7 bin lira ek kazanç!
Mevcut işinize devam ederken ya da emekliyseniz ayda binlerce lira kazanmak elinizde. Üstelik bunu, kısa süreli bir eğitim ve deneyimlerinizi devletle paylaşarak yapabilirsiniz. İşte detayları..
Türkiye’de herkese ek gelir kazandıracak bir iş var ki; bu işi yapmak için kişinin kendi mesleğini bırakması da gerekmiyor. Uzmanlık gerektiren bir iş ama herhangi bir işte bir süre çalışan o konuda zaten uzmanlaşıyor. Üstelik bu işin kazancı da çok iyi. ‘Bilirkişilik’ten bahsediyoruz. Mahkemelerin iş ve çalışma yaşamı davaları başta olmak üzere hemen hemen her davada başvurduğu uzmanlık işi bu.
ŞİMDİDEN KURSA GİT
Ancak bunun için Adalet Bakanlığı’na başvurmak gerekiyor. Başvuruların zamanı her yıl değişiyor. Daha önce Ekim ayı olarak belirlenen başvuru tarihi 2017’de Kasım olarak belirlendi. Bu yılki başvuru süresi henüz belli değil. Başvuru için 25 yaşını geçmek ilk kriterler arasında. Çalışan ya da emekli de olabilirsiniz. Bu iş özellikle emekliler için biçilmiş kaftan gibi.
2 MİLYON DAVA
Bir bilirkişiye yılda 300 dosya verilebiliyor. Dosya başına ödenen ücret ise en düşük 300 lira. Yani kaba bir hesapla yılda 300 dosyaya baksanız kazanacağınız para 90 bin lira. Bunu aya böldüğünüz zaman 7 bin 500 lira aylık gelir demek. Vergiler çıkınca ele geçen para ise 7 bin lira. İş mahkemelerinde tam 2 milyon dava var. Ceza mahkemelerindeki dava sayısı daha fazla.
ESNAF DA BAŞVURABİLİR
Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), esnafın bilirkişilik mekanizmasında görev alması için eğitimler düzenliyor. Kasım 2017’den bu yana 168 kişiye bilirkişilik temel eğitimi verdiklerini belirten TESK Başkanı Bendevi Palandöken, “Teşkilatımız mensubu bakkal, marangoz, motor ustası, şoför, inşaat ustası, küçük imalatçı ve matbaacı esnafı eğitimlere katılarak bilirkişilik sertifikası aldı” dedi.
5 YIL DENEYİM ŞART
Doktor, mühendis, inşaat işçisi, elektrik teknisyeniyseniz veya esnafsanız bilirkişi olabilirsiniz. Tek şart yaptığınız meslekte en az 5 yıllık deneyime (kıdeme) sahip olmak. Alanınızı ilgilendiren bir davada hesaplama veya teknik bilgiye ihtiyaç duyulursa Adalet Bakanlığı, sizden görüş talep ederek dosya başına ücret ödüyor.
Türkiye’de herkese ek gelir kazandıracak bir iş var ki; bu işi yapmak için kişinin kendi mesleğini bırakması da gerekmiyor. Uzmanlık gerektiren bir iş ama herhangi bir işte bir süre çalışan o konuda zaten uzmanlaşıyor. Üstelik bu işin kazancı da çok iyi. ‘Bilirkişilik’ten bahsediyoruz. Mahkemelerin iş ve çalışma yaşamı davaları başta olmak üzere hemen hemen her davada başvurduğu uzmanlık işi bu.
ŞİMDİDEN KURSA GİT
Ancak bunun için Adalet Bakanlığı’na başvurmak gerekiyor. Başvuruların zamanı her yıl değişiyor. Daha önce Ekim ayı olarak belirlenen başvuru tarihi 2017’de Kasım olarak belirlendi. Bu yılki başvuru süresi henüz belli değil. Başvuru için 25 yaşını geçmek ilk kriterler arasında. Çalışan ya da emekli de olabilirsiniz. Bu iş özellikle emekliler için biçilmiş kaftan gibi.
2 MİLYON DAVA
Bir bilirkişiye yılda 300 dosya verilebiliyor. Dosya başına ödenen ücret ise en düşük 300 lira. Yani kaba bir hesapla yılda 300 dosyaya baksanız kazanacağınız para 90 bin lira. Bunu aya böldüğünüz zaman 7 bin 500 lira aylık gelir demek. Vergiler çıkınca ele geçen para ise 7 bin lira. İş mahkemelerinde tam 2 milyon dava var. Ceza mahkemelerindeki dava sayısı daha fazla.
ESNAF DA BAŞVURABİLİR
Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), esnafın bilirkişilik mekanizmasında görev alması için eğitimler düzenliyor. Kasım 2017’den bu yana 168 kişiye bilirkişilik temel eğitimi verdiklerini belirten TESK Başkanı Bendevi Palandöken, “Teşkilatımız mensubu bakkal, marangoz, motor ustası, şoför, inşaat ustası, küçük imalatçı ve matbaacı esnafı eğitimlere katılarak bilirkişilik sertifikası aldı” dedi.
5 YIL DENEYİM ŞART
Doktor, mühendis, inşaat işçisi, elektrik teknisyeniyseniz veya esnafsanız bilirkişi olabilirsiniz. Tek şart yaptığınız meslekte en az 5 yıllık deneyime (kıdeme) sahip olmak. Alanınızı ilgilendiren bir davada hesaplama veya teknik bilgiye ihtiyaç duyulursa Adalet Bakanlığı, sizden görüş talep ederek dosya başına ücret ödüyor.
Telefonda fazla konuşma işten atılma nedeni
İşyerinde fazla telefonla konuşmak, internette gereksiz dolaşmak işi aksatıyorsa tazminatsız atılabilirsiniz. Ancak bunun da şartları var
İletişim çağında yaşıyoruz. Cep telefonu, internet, sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz parçaları haline geldi. Dolayısıyla bu iletişim araçları çalışırken yani mesai saatlerinde de bizimle birlikte oluyor. Peki telefonla konuşmak ya da sosyal medyada olmak bizi işimizden eder mi? Evet edebilir. O yüzden dikkat etmemiz gereken hususlar var.
SAKINCALI DURUMLAR VAR
Öncelikle belirtelim bir kişi sırf telefonla konuştuğu için işten çıkartılamaz. Haberleşme hürriyeti bulunuyor ve çalışanlar telefon görüşmesi yapabilirler. Ancak, işçinin telefonla konuşması, yaptığı iş açısından sakıncalı ise (örneğin çağrı merkezinde çalışıyorsa), ya da mesai saatlerinde işini yapmak yerine uzun süreli telefon konuşmaları yapıyorsa bu durum işten atılması için geçerli neden olur. Geçerli nedenle işten çıkarılan kişiye tazminat ve diğer hakları da ödenir. İşyerinde 30'dan fazla işçi yoksa işveren bir sebep göstermeden de haklarını vererek işçisini çıkarabilir. 30 ve fazla çalışan varsa bu kez işe geri dönüş imkânı bulunduğundan geçerli neden isteniyor.
SOSYAL MEDYAYA DİKKAT!
Yapılan eylemler işyerine ve işverene zarar veriyorsa bu kez tazminatsız çıkartma da gündeme gelir. Bu sadece telefon konuşmasıyla değil sosyal medya ve internet mesajlarıyla da gerçekleşebilir. Burada haklı feshe neden olacak ahlak ve iyi niyet kuralları devreye giriyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlara bu noktada dikkat etmek gerekiyor.
BUNLARI YAPMA
* Telefonla işleri aksatacak kadar uzun konuşma.
* İşe girerken kendinle ilgili yanlış bilgi verme.
* Arkadaşlarına uygunsuz mailler atma.
* İnternette oyun oynama.
* Sosyal medyada işyerini kötüleyen, işverenin ya da ailesinin şeref ve haysiyetini veya itibarını zedeleyici paylaşımlardan uzak dur.
* İşyerinde rahatsızlık verecek şekilde arkadaşlarından borç isteme.
* İşverenin güvenini kötüye kullanma, işyerinin sırlarını ifşa etme.
* İşyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelme. Ya da işyerinde bu maddeleri kullanma.
İletişim çağında yaşıyoruz. Cep telefonu, internet, sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz parçaları haline geldi. Dolayısıyla bu iletişim araçları çalışırken yani mesai saatlerinde de bizimle birlikte oluyor. Peki telefonla konuşmak ya da sosyal medyada olmak bizi işimizden eder mi? Evet edebilir. O yüzden dikkat etmemiz gereken hususlar var.
SAKINCALI DURUMLAR VAR
Öncelikle belirtelim bir kişi sırf telefonla konuştuğu için işten çıkartılamaz. Haberleşme hürriyeti bulunuyor ve çalışanlar telefon görüşmesi yapabilirler. Ancak, işçinin telefonla konuşması, yaptığı iş açısından sakıncalı ise (örneğin çağrı merkezinde çalışıyorsa), ya da mesai saatlerinde işini yapmak yerine uzun süreli telefon konuşmaları yapıyorsa bu durum işten atılması için geçerli neden olur. Geçerli nedenle işten çıkarılan kişiye tazminat ve diğer hakları da ödenir. İşyerinde 30'dan fazla işçi yoksa işveren bir sebep göstermeden de haklarını vererek işçisini çıkarabilir. 30 ve fazla çalışan varsa bu kez işe geri dönüş imkânı bulunduğundan geçerli neden isteniyor.
SOSYAL MEDYAYA DİKKAT!
Yapılan eylemler işyerine ve işverene zarar veriyorsa bu kez tazminatsız çıkartma da gündeme gelir. Bu sadece telefon konuşmasıyla değil sosyal medya ve internet mesajlarıyla da gerçekleşebilir. Burada haklı feshe neden olacak ahlak ve iyi niyet kuralları devreye giriyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlara bu noktada dikkat etmek gerekiyor.
BUNLARI YAPMA
* Telefonla işleri aksatacak kadar uzun konuşma.
* İşe girerken kendinle ilgili yanlış bilgi verme.
* Arkadaşlarına uygunsuz mailler atma.
* İnternette oyun oynama.
* Sosyal medyada işyerini kötüleyen, işverenin ya da ailesinin şeref ve haysiyetini veya itibarını zedeleyici paylaşımlardan uzak dur.
* İşyerinde rahatsızlık verecek şekilde arkadaşlarından borç isteme.
* İşverenin güvenini kötüye kullanma, işyerinin sırlarını ifşa etme.
* İşyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelme. Ya da işyerinde bu maddeleri kullanma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
