TÜRK-İş ve DİSK Birleşik Metal’in açıkladıkları açlık sınırı, 2324 lira olan asgari ücreti geçmiş durumda... TÜRK-İş’e göre 4 kişilik çekirdek ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.492 lira oldu. Yoksulluk sınırı ise 8 bin lirayı aştı.
TÜRK-İş tarafından açıklanan ekim ayı açlık ve yoksulluk sınırı büyük bir bozulmaya işaret ediyor. 4 kişilik çekirdek ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.492 lira. Gıda ile birlikte giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık harcamalarının eklenmesiyle oluşan yoksulluk sınırının ise 8.086 lira olduğu açıklandı.
Açıklamada Ankara’da gıda fiyatlarının bir önceki aya göre yüzde 1.41, yılbaşına göre yüzde 14.78, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20.59, 12aylık ortalamaya göre yüzde 14.54 yükseldiği görülüyor.
DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın açıkladığı Eylül 2020 açlık sınırı rakamı 2.360 ile TÜRK-İş’ten biraz düşük, yoksulluk sınırı rakamı ise 8.165 ile daha da yüksek. Birleşik Metal’in açıklamasından görüyorum ki, yıllık mutfak enflasyonu yüzde 31. Birleşik Metal bu dönem içinde elektriğe % 45, doğalgaza % 31 zam yapıldığının özellikle altını çiziyor.
Bu konunun COVID sonrası yeni bir boyutu ortaya çıktı, bunu da TÜRK-İş’in açıklamasından öğreniyoruz. Aylık asgari ücretin 2.324 lira olduğu bu ortamda, ücretsiz izne çıkarılan işçilere aylık nakdi destek sadece 1.168 lira.
Dünya Gıda Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO ) yoksulluk konusunu ele alıyorlar. Yoksulluk tanımını yaparlarken, “Yoksulluk insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamamak durumudur” diyorlar. Türkiye’nin arasında yer aldığı Doğu Avrupa ülkelerinde yoksulluk sınırı günlük 4 dolar. Ancak Türkiye’nin Doğu Avrupa ülkeleri arasında anılmasının doğru olmadığı düşüncesindeyim, bu yanıltıcı olur. FAO ve WHO yetişkinlerin çalışma alanlarına göre günlük 2.000-2.400 kalorilik gıdaya ihtiyaçları olduğunu, işçilerin bazı çalışma alanlarında kalori ihtiyaçlarının 3.500-4000 kaloriye yükseldiğini belirtiyor… Bence temel alınacak nokta bu olmalı.
Bu ortamda DİSK–AR’ın tüketici güven endeksinde metodolojik değişim önerisini yerinde ve anlamlı görüyorum.
Korona virüsün ekonomik yaralarını sarmak maksadıyla uygulamaya konulan kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı 2 ay daha uzatıldı
Yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında kısa çalışma ödeneğinin verilmesine ve İş Kanunu uyarınca çalışanın iş akdinin feshinin kısıtlanmasına ilişkin düzenlemelerin süresi 2 ay daha uzatıldı.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kısa çalışma ödeneğinin süre uzatımına ilişkin karara göre, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun geçici 23. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde, yeni tip koronavirüs nedeniyle dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamında zorlayıcı sebep gerekçesiyle 30 Haziran 2020'ye kadar kısa çalışma başvurusunda bulunan iş yerleri için kısa çalışma ödeneğinin süresi, 30 Haziran 2020 tarihli 2915 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile uzatılan 2 aylık süreden sonra başlamak üzere 2 ay daha uzatıldı.
Fesih kısıtına ilişkin düzenleme
İş Kanunu'nun geçici 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen süreler de 17 Kasım 2020'den itibaren 2 ay uzatıldı.
Söz konusu fıkralarda, her türlü iş veya hizmet sözleşmesinin, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, iş yerinin herhangi bir sebeple kapanması, faaliyetinin ve işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemeyeceği düzenleniyor.
Fıkralarda ayrıca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık süreyi geçmemek üzere işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabileceği, bu kapsamda ücretsiz izne ayrılmanın, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermeyeceği belirtiliyor.
BAKAN SELÇUK'UN PAYLAŞIMI
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da sosyal medya hesabında konuyla ilgili paylaşım yaptı.
Bakan Selçuk, yaptığı paylaşımda, "Salgının etkilerini azaltmak ve istihdamı korumak için Sosyal Koruma Kalkanımız ile çalışanlarımızı ve işverenlerimizi desteklemeye devam ediyoruz. Kısa Çalışma Ödeneği, Fesih Kısıtı ve Nakdi Ücret Desteği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ’ın tensipleriyle 2 ay uzatıldı" ifadelerini kullandı.
Son açıklanan işsizlik rakamlarına göre ülkemizde işsizlik oranı %13,4. Gençlere baktığımızda ise durum daha da vahim. 15-24 yaş arasındaki enerjilerinin doruk noktasındaki nüfusta işsizlik oranı %25,3. Dünyada da durum bizden farklı değil, herkes az ya da çok aynı problemle uğraşıyor. ABD’de nispeten Trump’ın başarılı olduğu söylenen işsizlik konusu, Korona virüs ile tersine dönüp 4,4’ten 14,7 ‘ye yükselmiş. AB’de ise işsizlik oranı %6,7 civarında seyrediyor. Bugünlerde işsizliğin ana sebepleri ise ekonomilerin iyi yönetilememesi, Korona virüs ve teknolojik gelişmeler sonucu otomasyonun artması, insan iş gücüne olan ihtiyacın azalması olarak gösteriliyor.
Kendi başına kimseye bağımlı olmadan bir hayat sürebilmek, özgürce istediği gibi yaşamak için bir iş sahibi olmak, üretmek, karşılığını almak herkesin arzuladığı ve günümüzde tarif edebildiğimiz ve tek bildiğimiz yaşam şekli. Oysa geleceği kurgulayanlar pek de böyle düşünmüyorlar. Çin’in en büyük e-ticaret şirketi Alibaba’nın sahibi Jack Ma’ya göre gelecekte haftada 3 gün, günde 4 saat çalışacağız. Önceden tanımlanabilen, robotların ya da makinelerin insanlardan daha ucuz, verimli ve hatasız yapabileceği birçok rutin iş artık makineler tarafından yapılacak. İnsanlara ise aileleriyle sevdikleriyle ya da sevdiği uğraşlarla geçirebileceği bolca zaman kalacak. Üstelik hayat standardımız da düşmeyecek çünkü makineler bizim yerimize üretmeye devam edecekler.
Bütün bunlar şimdilik biraz hayal gibi görünebilir ancak ayaklarımızı yere basıp Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF – World Economic Forum) bu ay yayınladığı “Mesleklerin Geleceği 2020” raporuna bir göz atalım. Raporda ortaya çıkan başlıca sonuçlar şöyle:
- Teknoloji her alanda kullanılmaya devam ediyor ve hız kesmeden devam edecek Bulut bilişim, e-ticaret ve büyük veri önemli öncelikli olarak iş dünyasında kullanılacak. Şifreleme, robotlar ve yapay zeka da yaygınlaşmaya devam edecek.
- Korona virüsünün yarattığı ekonomik durgunluk ve otomasyon iş dünyasında çalışanların hayatını olumsuz etkileyecek. Pandemi ile gelen ekonomik durgunluk bazı işlerin kapanmasına ve yok olmasına sebep olurken teknolojinin daha fazla benimsenmesiyle gelen otomasyon ile iş tanımlarında, yetkinliklerde dijital bir dönüşüm gerekecek. Uzaktan iş yapma yöntemleri, daha fazla internet üzerinden iş yapabilme becerileri ön plana çıkacak.
- Yok olan işlerden daha fazla yeni iş yaratılacak ancak yeni iş yaratma hızı düşecek. 2025 yılında 85 milyon iş insanlar ve makinalar tarafından ortak yapılacak. 97 milyon yeni iş ise yine insanlarla birlikte robotlar ve algoritmalarla paylaşılacak.
- Yeni işlerde aranan yetkinliklerde insan kaynağı bulmak zor olmaya devam edecek. Yeni oluşan işleri yapabilmek için en kısa sürede yeni yetkinlikler edinmek ve öğrenmek gerekecek. 2025 yılında en çok aranan beceriler olarak eleştirel düşünme, analiz etme-problem çözme, aktif öğrenme, öz yönetim, esneklik, stres yönetimi, dayanıklılık sayılabilir.
- Beyaz yakalı ofis çalışanları için şimdiden online (çevrimiçi) çalışma geleceğin işi olarak hayatımıza girdi bile. İşverenlerin %84’ü şimdiden süreçleri dijitalleştirerek uzaktan çalışma yöntemini benimsediler. Bu işverenler işlerinin %44’ünü uzaktan yapabilmek üzere hazırlanıyorlar. Çalışanların bu duruma adapte olması ve sosyalleşme, ilişki kurma, sahiplenme duygularını geliştirebilmek için de adımlar atıyorlar.
- Pandemi ve teknolojik gelişmelerin çifte etkisine karşı çalışanlarda eşitsizlik duygusuna sebep olmamak için proaktif önlemler almak gerekebilir. Düşük gelirli çalışanlar, kadınlar ve gençler ekonomik daralmadan en çok etkilenen gruplar olmuş. 2008’de yaşanan ekonomik krizle kıyaslandığında pandemiyle yaşanan olumsuzluk bu gruplarda eşitsizlik duygusunun çok daha fazla hissedilmesine neden olmuş.
- Online (çevrimiçi) eğitimler giderek yaygınlaşsa da çalışanlar ve işsizler arasında daha farklı etki yaratmışlar. Online eğitimlerde artış çalışan kesimde 5 kat, çalışmayanlarda ise 4 kat artış göstermiş. Devlette çalışanlarda ise artış 9 kat olmuş.
- Ekonomik durgunluk nedeniyle çalışanların becerilerini geliştirme ya da yeni beceriler edinme fırsatları da azalmış. Ekonomik durgunluk nedeniyle işlerini kaybetme riski oluşan çalışanlar da yeni beceriler edinme konusunda bir girişim yapamıyorlar. İşlerinde devam edecek olanlar ise mevcut iş yapış şekillerinin %40 oranında değişeceğini biliyorlar. Çalışanların %50’si ise işlerini sürdürebilmek için yeni beceriler elde etmek zorundalar.
- Ekonomik durgunluğa ve gerilemeye rağmen işverenlerin büyük çoğunluğu insan kaynağına yatırım yapmaya değer veriyorlar. İşverenlerin çoğu insan kaynağına yaptıkları yatırımın 1 yıl içinde geri döneceğini düşünüyor. Ancak yaşanan ekonomik durgunluk onları da endişelendiriyor.
- Şirketlerin insan ve topluma yenilenen güncel kriterlerle yatırım yapması gerekiyor. Kurumlar sadece kendi çalışanlarını değil tüm toplumu da düşünerek insan kaynağının geliştirmek ve yeni beceriler elde edilmesini sağlamak üzere çalışmak zorundalar. Geleceği gören liderler bu konuda gerek özel gerek kamu işbirliği ile çeşitli yöntemler kullanarak girişimde bulunuyorlar. Otomasyon ve ekonomik koşullar yüzünden işten çıkarılan çalışanların %50’sinin yeni beceriler kazandırılarak yeniden istihdama katılması bekleniyor.
- Kamuda da işten çıkarılan ya da çıkarılma riski olan çalışanalar için insan kaynağı becerilerini geliştirmek ya da yeni beceriler kazandırmak üzere destek programları geliştirmeliler. WEF raporuna göre çalışanların becerilerini artırmak ve yeni beceriler kazandırmak için işletmelerin sadece %21’i devlet desteği kullanabilmiş. Kamu sektörünün geleceğin meslekleri ve iş dünyası için gerekecek iş gücünü yetiştirmek üzere daha fazla inisiyatif alması ve yatırımlar yapması gerekiyor
2020’den 2025’e giderken iş ortamı nasıl olacak?
4. Sanayi devrimi ile gelen yeni teknolojilerin iş dünyasında uygulanmaya başlaması ve yaygınlaşmasıyla beraber iş yapış şekillerimiz değişeceğini ve bu işleri yapabilmek için de yeni beceriler gerekeceğini söylemiştik.
İşletmelerin kullanacağı başlıca teknolojilerin bulut sistemleri, e-ticaret ve büyük veri uygulamaları olduğunu söyleyebiliriz. Bunlara sırasıyla bakarsak bulut servisleri, işletmelerin kendi lokasyonlarında büyük veri merkezleri ve çeşitli yazılımlar kurmaya ve işletmeye gerek kalmadan teknolojilerden servis hizmeti olarak yararlanmalarını sağlayacaklar. Yani yüksek teknoloji gerektiren bilişim sistemlerini kolaylıkla kullanıp bakım ve işletmesiyle ilgili sorun yaşamayacaklar. Bulut servislerinden kullanmak kolayca ölçeklenebilir olduğundan işletmeleri büyüdükçe daha fazla servise kolayca erişecekler. Her işletme bu servislerden kendi ölçeğinde yararlanacak.
E-ticaret ile dünyanın her köşesindeki tüketiciye ürettikleri mal ve hizmeti satabilecekler. Global ölçekte reklam ve tanıtım yapmak hem kolay hem de ucuz olacağından müşteri portföyü dünya ölçeğinde olacak.
Kurumlar, kendi işlerini ilgilendiren her türlü veriyi inceleyip işlerini daha iyi yönetebilmeleri için büyük veri işleme platformları kullanılacaklar. Yapay zeka ile desteklenen bu platformlar doğru öngörüler yapmayı ve hedefe odaklanmayı kolaylaştıracak.
2025’e kadar benimsenmesi muhtemel teknolojiler:
Tüm bu teknolojilerin hayatımızda yer almasıyla birlikte bugün insanlar tarafından yapılan bir takım işlerin ileride makinalar tarafından yapılacağını söylemek de yanlış olmaz. 2025’e geldiğimizde bugün insanlar tarafından yapılan 85 milyon işin insanlar ve makinalar arasında paylaşıldığını göreceğiz. Buna karşın insanlar ve makinaların ortak yapacağı 97 milyon yeni iş üretilecek. En çok talep görecek bu yeni pozisyonlara baktığımızda veri analisti, veri bilimci, yapay zeka ve makine öğrenmesi uzmanı, robotik mühendisi, yazılım ve uygulama geliştiricisi, dijital dönüşüm uzmanını sayabiliriz. Endüstrilere özel farklı rollerden de bahsedilebilir. Örneğin: materyal mühendisleri, e-ticaret, sosyal medya uzmanları, yenilenebilir enerji mühendisleri, Fintek mühendisleri biyolog ve genetik uzmanları, sensör bilimciler, metal ve maden teknisyenleri
2025’e doğru hangi beceriler ön plana çıkacak?
2025’e doğru yaklaştığımızda en aranan özelliklerin eleştirel düşünme ve analiz, problem çözme, öz yönetim, birlikte çalışma, yönetim ve iletişim yetkinlikleri olarak sıralanabilir. Tüm bunları destekleyen sürekli öğrenme, kendini geliştirme, yeni beceriler edinme motivasyonu ise olmazsa olmaz olarak beklenecek. İşverenlerin de çalışanları geliştirmek konusunda yatırım yapmak konusunda istekli ve planlı olmaları istenecek. Gelecekteki yapay zeka ve veri bilimi ile ilgili işler konusunda öğrenilmesi gereken becerileri:, veri analizi, bilgisayar programcılığı, İstatistik, makine öğrenmesi , büyük veri, python programlama gibi sıralayabiliriz.
WEF raporunun detaylarına bu link’ten ulaşmak mümkün.
Gelecekteki iş dünyasını yine Jack Ma’nın optimist bakışı ile kapatalım.
“Dedem günde 16 saat tarlada çalışırdı ve çok yoğun olduğunu söylerdi, biz günde 8 saat çalışıyoruz ve çok meşgul olduğumuzu söylüyoruz. Önümüzdeki 30 yılda insanlar günde 4 saat çalışacaklar”
diyor. 30 yıl sonra insanların bol bol seyahat edeceğini, makinaların insanlardan daha akıllı olmalarına (yapay zeka) rağmen insandaki erdemin yerini tutamayacağını söylüyor.