Milyonlarca vatandaşı ilgilendiriyo! İşçi işveren anlaşmazlıkları artık mahkemeden önce arabulucuya gidiyor. En geç 1 ayda çözülen davalar hem çalışana hem işverene kazandırıyor. İşte tazminat ile ilgili diğer ayrıntılar.
Türkiye'de geçtiğimiz yıldan bu yana arabuluculuk sistemi uygulanıyor. İşçi ve işveren anlaşmazlıklarında mahkemeye gitme şartı artık arabulucuya müracaattan geçiyor. Yani dava açmak isteyenler önce arabulucuya gidecek eğer sorun çözülemezse mahkemeye gidebilecek. Zaten bize gelen soruların çoğuna verdiğimiz cevaplarda da "arabulucuya gidin" diyoruz.
EKSİK BİLGİLER VAR
Özellikle tazminat, işe dönüş ve maaş alacakları gibi konularda arabulucu şartı bulunuyor. Bu konuda bazı eksik bilgiler olduğunu gelen sorulardan anlıyorum. O yüzden bugün size kısa bir arabulucu rehberi hazırladım.
*SİSTEM NELERİ KAPSIYOR?
Arabulucuya gitme zorunluluğu olan konular, ücret, fazla mesai alacağı, yıllık izin ücreti, resmi tatil ücreti, ikramiye, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, işe iade ve işveren alacağı taleplerinden oluşuyor. Bu tür anlaşmazlıklarda mahkemeden önce arabulucuya gidilmesi zorunlu.
*DİREKT MAHKEMEYE BAŞVURANLARIN TALEPLERİ NE OLACAK?
Arabulucuya gitmeden önce iş mahkemesine başvurulmaması gerekiyor. Ancak İş Mahkemesi'ne gidildiğinde mahkeme arabulucuya gitme şartı arayacak. Bunu göremeyince talepler usulden reddedilecek. O yüzden zaman kaybı yaşamamanız için önce arabulucuya gitmek gerekiyor.
*BAŞVURU İÇİN BİR SÜRE SINIRI VAR MI?
Evet var. İşçinin sözleşmesinin sona ermesinin kendisine bildirilmesinden sonra 1 ay içinde başvurması gerek. Bu süreyi geçirmemek gerekiyor.
*ARABULUCU NASIL SEÇİLECEK?
Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılacak. Bunun için adliyelerden bilgi alınabilir.
*DAVA NE KADAR SÜREDE ÇÖZÜLECEK?
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak zorunda. Bu süre en fazla bir hafta uzatılabiliyor. Böylece dosyanın bir ay içinde sonuca ulaştırılması gerekiyor. Daha önce yıllar süren ve insanları canından bezdiren dava aşamaları böylece 1 aya kadar inmiş bulunuyor.
*ARABULUCU ÜCRETLİ Mİ?
Evet arabulucular için ücret ödeniyor. Ücret tarifeleri her yıl Ocak ayında belirlenip ilan ediliyor. Bu tarife dışında ücret alınmıyor.
*ÜCRETİ KİM ÖDEYECEK?
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanıyor.
*VARILAN ANLAŞMA BAĞLAYICI MI?
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varmaları halinde, söz konusu anlaşmanın kapsamı anlaşma belgesinde düzenlenir. İmzalanan anlaşma belgesi mahkeme kararı niteliğinde belge sayılıyor. Bu yüzden anlaşılan konuların yargıya taşınması mümkün olmuyor. Anlaşmaya vardığınızda imzalayacağınız belgeleri iyi okumanızı tavsiye ederim.
*TARAFLAR ANLAŞMAZSA NE OLACAK?
Arabulucuya gitme zorunluluğu bulunuyor ama anlaşmayla sonuçlanacak diye bir zorunluluk bulunmuyor. Anlaşma sağlanamadığında mahkemeye gidilebiliyor. Anlaşma olmadığı takdirde arabulucu şartı yerine gelmiş olduğundan İş mahkemelerine dava açılabiliyor.
*ARABULUCU TOPLANTISINA GİDİLMEZSE NE OLUR?
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutuluyor. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması durumunda ise konu yine mahkemeye taşınıyor.
*YASADAN ÖNCE AÇILAN DAVALAR NE OLACAK?
Daha önce açılan davalar normal seyrinde devam edecek ve onlarda arabulucu şartı aranmayacak.
Sabah
21 Ocak 2019 Pazartesi
Bunu yapan yandı! İşten kaytarmak için...
Hasta olmamasına rağmen sürekli sağlık raporu alarak devamsızlık yapan işçi kapı önüne konuldu. İşe iâde davası açan işçiye Yargıtay’dan da kötü haber geldi.
İstanbul'da yükleme işçisi olarak çalıştığı işyerinden, 'sık sık rapor alıp devamsızlık yaptığı' gerekçesiyle kovulan genç, soluğu İş Mahkemesi'nde aldı. Davacı işçi, feshin geçersizliğine, işe iâdesine ve kanunî sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istedi.
Davalı işveren, davacının kaytarmak için sürekli rapor aldığını öne sürdü. Mahkeme davanın reddine hükmetti. Taraf avukatları mahkemenin red kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dâiresi davacı avukatının istinaf müracaatını kabul ederek işçinin işe iâdesine hükmetti. Bu kez davalı avukatı kararı temyiz etti.
Yargıtay 9. Hukuk Dâiresi emsâl bir karara imza attı. Kararda, davacının iş akdinin haksız ve geçersiz olarak hasta olmadığı halde raporlar getirip kasten devamsızlık yaptığı gerekçesiyle İş Kanunu'nun 25/2. maddesi gereğince feshedildiği hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi:
"Sık sık rapor alma halinde, işveren aralıklı da olsa işçinin iş görme ediminden faydalanamayacaktır. Sık sık hastalanan ve rapor alan işçinin, bu sebeple devamsızlığının iş yerinde olumsuzluklara yol açacağı açık bir olgudur. İş Kanunu'nun gerekçesinde sık sık hastalanmanın yeterlilikten kaynaklanan neden olarak örnek kabilinden sayılması, iş yerinde olumsuzluklara yol açtığının kabul edilmesindendir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi 'Muhtelif sağlık birimlerinden hasta olmadığınız hâlde raporlar getirip, işe kasten devamsızlıkta bulunmanız' gerekçesi ile 4857 sayılı kanunun 25/I2. maddesi uyarınca tarihinde feshedilmiştir. Davacının haklı sebep niteliğinde olmayan ancak sık sık rapor alma şeklindeki davranışının iş akışını bozacağı açık olup, işverenin buna katlanması beklenemez. Davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, ancak sık sık rahatsızlanarak rapor alan davacının davranışının fesih için geçerli sebep oluşturduğu kabul edilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dâiremizce İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine oy birliği ile karar verilmiştir."
Milliyet
İstanbul'da yükleme işçisi olarak çalıştığı işyerinden, 'sık sık rapor alıp devamsızlık yaptığı' gerekçesiyle kovulan genç, soluğu İş Mahkemesi'nde aldı. Davacı işçi, feshin geçersizliğine, işe iâdesine ve kanunî sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istedi.
Davalı işveren, davacının kaytarmak için sürekli rapor aldığını öne sürdü. Mahkeme davanın reddine hükmetti. Taraf avukatları mahkemenin red kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dâiresi davacı avukatının istinaf müracaatını kabul ederek işçinin işe iâdesine hükmetti. Bu kez davalı avukatı kararı temyiz etti.
Yargıtay 9. Hukuk Dâiresi emsâl bir karara imza attı. Kararda, davacının iş akdinin haksız ve geçersiz olarak hasta olmadığı halde raporlar getirip kasten devamsızlık yaptığı gerekçesiyle İş Kanunu'nun 25/2. maddesi gereğince feshedildiği hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi:
"Sık sık rapor alma halinde, işveren aralıklı da olsa işçinin iş görme ediminden faydalanamayacaktır. Sık sık hastalanan ve rapor alan işçinin, bu sebeple devamsızlığının iş yerinde olumsuzluklara yol açacağı açık bir olgudur. İş Kanunu'nun gerekçesinde sık sık hastalanmanın yeterlilikten kaynaklanan neden olarak örnek kabilinden sayılması, iş yerinde olumsuzluklara yol açtığının kabul edilmesindendir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi 'Muhtelif sağlık birimlerinden hasta olmadığınız hâlde raporlar getirip, işe kasten devamsızlıkta bulunmanız' gerekçesi ile 4857 sayılı kanunun 25/I2. maddesi uyarınca tarihinde feshedilmiştir. Davacının haklı sebep niteliğinde olmayan ancak sık sık rapor alma şeklindeki davranışının iş akışını bozacağı açık olup, işverenin buna katlanması beklenemez. Davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, ancak sık sık rahatsızlanarak rapor alan davacının davranışının fesih için geçerli sebep oluşturduğu kabul edilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dâiremizce İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine oy birliği ile karar verilmiştir."
Milliyet
17 Ocak 2019 Perşembe
İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için "son 120 günlük prim ödeyerek sürekli çalışma" şartı kaldırıldı
İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için "son 120 günlük prim ödeyerek sürekli çalışma" şartı kaldırılacak, "hizmet akdine tabi" olarak çalışmak yeterli olacak. Böylece, 120 gün boyunca hizmet akdine tabi olmasına karşın devamsızlık hallerinden kaynaklı ödememe durumu ortadan kaldırılacak.
https://www.borsagundem.com/haber/varlik-finansmani-fonlarina-bsmv-istisnasi/1379578
https://www.borsagundem.com/haber/varlik-finansmani-fonlarina-bsmv-istisnasi/1379578
14 Ocak 2019 Pazartesi
Kıdem tazminatı tavanı yükseldi
Son zamanlarda çok tartışılan kıdem tazminatı ile ilgili Milliyet yazarı Cem Kılıç, köşesinde kıdem tazminatının tavan fiyatını kaleme aldı.
İşte Cem Kılıç'ın yazısı...
Kıdem tazminatı çalışma hayatının en önemli ve hassas konularından biri. Çalışanlar için kıdem tazminatı işyerinden ayrılmanın sonrasında elde edilen ve işsiz kalınan dönemde veya emeklilikte pek çok eksiği kapatan parasal bir hak. İşverenler açısından ise işçi çalıştırmanın maliyetleri arasında. Bu nedenle, işveren ve işçi tarafının kıdem tazminatına bakış açıları çok farklı. Kıdem tazminatı açısından teknik bir detay ise yılbaşında ve Temmuz ayında tavanın artması. Peki kıdem tazminatı tavanının artması ne anlama geliyor.
Kimler hak kazanabilir?
Kıdem tazminatı hakkı işçilere tanınmış bir haktır. Bu kapsamda 4/a’lılar, yani eski adıyla SSK’lılar var. Borçlar Kanunu’na tabi olarak çalışan işçiler hariç tüm işçilerin kıdem tazminatı alma hakkı bulunuyor. Diğer yandan, Bağ-Kur’luların ve memurların kıdem tazminatı alma hakları yok. Basın İş ve Deniz İş Kanunu’na tabi çalışan gazetecilerin ve gemi adamlarının da kıdem tazminatı hakları söz konusu.
Kaç yıl çalışmış olmak gerekir?
Bir işçinin iş sözleşmesinin kanunda belirtilen nedenlerle sona ermesi, kıdem tazminatı alabilmesi için yeterli değil. Bunun yanında, aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olma şartı da söz konusu. Yani, bir işçi kanunda sayılan nedenlerle iş sözleşmesi feshedilmiş veya istifa etmiş olsa bile, en az 1 yıldır aynı işverene bağlı olarak çalışmamış ise kıdem tazminatı alamıyor.
Bir yıllık sürenin hesabı nasıl?
İşçinin kıdem tazminatı alabilmesi için gerekli 1 yıllık sürenin hesabında aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde çalıştığı süreler birlikte değerlendirilir.
Örneğin (A) işverenine bağlı (B) işyerinde 5 ay ve (C) işyerinde 8 ay çalışmış bir işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bu noktada önemli olan, (B) ve (C) işyerlerinin aynı işverene ait olmasıdır.
İstifa eden işçinin kıdemi olur mu?
İşçiler genel olarak istifa ettiklerinde kıdem tazminatı alamazlar. Ancak bu durumun bazı istisnaları söz konusu. Buna göre; kadın işçiler evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde istifa ederlerse kıdem tazminatlarını alabilirler. Yine 8 Eylül 1999 ve öncesinde ilk kez sigortalı olan kişiler 15 yıl sigortalılık süresi ve 3 bin 600 gün prim ödeme gün sayısını doldurmuşlarsa, SGK’dan aldıkları yazıyı işverene verdikten sonra istifa ederek kıdem tazminatlarını alabilirler. Erkek işçiler askere giderken istifa ederek kıdem tazminatına hak kazanabilirler. Ancak her üç halde de kıdem tazminatı alınabilmesi için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olması gerekir.
Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
İşçinin hak ettiği kıdem tazminatı, çalıştığı her 1 yıl için 30 günlük brüt ücreti kadardır. Dolayısıyla, 1 yıllık kıdemi olan işçi 1 aylık brüt ücreti tutarında kıdem tazminatına hak kazanır. 1 yılın altındaki süreler için orantılı olarak hesaplama yapılır. İşçinin brüt ücreti hesaplanırken sürekli olarak yapılan yardım ve primler de dahil edilir. Bu sebeple, kasa tazminatı, yemek yardımı, çocuk zammı gibi ödemeler de işçinin brüt ücretine dahil edilir ve bu ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanır.
Diğer yandan, işçiler kıdem tazminatlarını o işverenin işyerinde geçirdikleri süre üzerinden alırlar.
Tavan neye göre belirleniyor?
Kıdem tazminatı işçinin brüt ücreti üzerinden hesaplanır ancak kıdem tazminatı tavanını aşamaz. Kıdem tazminatı tavanı en yüksek dereceli devlet memuru olan Başbakanlık müsteşarının 1 yıllık emekli ikramiyesine göre belirlenir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Mali ve Sosyal Haklar Genelgesine göre bu rakam, 2019 yılı için 6 bin 17 lira 60 kuruştur. İşçinin kıdem tazminatına esas brüt ücreti 10 bin TL bile olsa, 2019 yılı için her bir yıllık kıdeme karşılık alabileceği en yüksek kıdem 6 bin 17 lira 60 kuruştur.
İşte Cem Kılıç'ın yazısı...
Kıdem tazminatı çalışma hayatının en önemli ve hassas konularından biri. Çalışanlar için kıdem tazminatı işyerinden ayrılmanın sonrasında elde edilen ve işsiz kalınan dönemde veya emeklilikte pek çok eksiği kapatan parasal bir hak. İşverenler açısından ise işçi çalıştırmanın maliyetleri arasında. Bu nedenle, işveren ve işçi tarafının kıdem tazminatına bakış açıları çok farklı. Kıdem tazminatı açısından teknik bir detay ise yılbaşında ve Temmuz ayında tavanın artması. Peki kıdem tazminatı tavanının artması ne anlama geliyor.
Kimler hak kazanabilir?
Kıdem tazminatı hakkı işçilere tanınmış bir haktır. Bu kapsamda 4/a’lılar, yani eski adıyla SSK’lılar var. Borçlar Kanunu’na tabi olarak çalışan işçiler hariç tüm işçilerin kıdem tazminatı alma hakkı bulunuyor. Diğer yandan, Bağ-Kur’luların ve memurların kıdem tazminatı alma hakları yok. Basın İş ve Deniz İş Kanunu’na tabi çalışan gazetecilerin ve gemi adamlarının da kıdem tazminatı hakları söz konusu.
Kaç yıl çalışmış olmak gerekir?
Bir işçinin iş sözleşmesinin kanunda belirtilen nedenlerle sona ermesi, kıdem tazminatı alabilmesi için yeterli değil. Bunun yanında, aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olma şartı da söz konusu. Yani, bir işçi kanunda sayılan nedenlerle iş sözleşmesi feshedilmiş veya istifa etmiş olsa bile, en az 1 yıldır aynı işverene bağlı olarak çalışmamış ise kıdem tazminatı alamıyor.
Bir yıllık sürenin hesabı nasıl?
İşçinin kıdem tazminatı alabilmesi için gerekli 1 yıllık sürenin hesabında aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde çalıştığı süreler birlikte değerlendirilir.
Örneğin (A) işverenine bağlı (B) işyerinde 5 ay ve (C) işyerinde 8 ay çalışmış bir işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bu noktada önemli olan, (B) ve (C) işyerlerinin aynı işverene ait olmasıdır.
İstifa eden işçinin kıdemi olur mu?
İşçiler genel olarak istifa ettiklerinde kıdem tazminatı alamazlar. Ancak bu durumun bazı istisnaları söz konusu. Buna göre; kadın işçiler evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde istifa ederlerse kıdem tazminatlarını alabilirler. Yine 8 Eylül 1999 ve öncesinde ilk kez sigortalı olan kişiler 15 yıl sigortalılık süresi ve 3 bin 600 gün prim ödeme gün sayısını doldurmuşlarsa, SGK’dan aldıkları yazıyı işverene verdikten sonra istifa ederek kıdem tazminatlarını alabilirler. Erkek işçiler askere giderken istifa ederek kıdem tazminatına hak kazanabilirler. Ancak her üç halde de kıdem tazminatı alınabilmesi için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olması gerekir.
Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
İşçinin hak ettiği kıdem tazminatı, çalıştığı her 1 yıl için 30 günlük brüt ücreti kadardır. Dolayısıyla, 1 yıllık kıdemi olan işçi 1 aylık brüt ücreti tutarında kıdem tazminatına hak kazanır. 1 yılın altındaki süreler için orantılı olarak hesaplama yapılır. İşçinin brüt ücreti hesaplanırken sürekli olarak yapılan yardım ve primler de dahil edilir. Bu sebeple, kasa tazminatı, yemek yardımı, çocuk zammı gibi ödemeler de işçinin brüt ücretine dahil edilir ve bu ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanır.
Diğer yandan, işçiler kıdem tazminatlarını o işverenin işyerinde geçirdikleri süre üzerinden alırlar.
Tavan neye göre belirleniyor?
Kıdem tazminatı işçinin brüt ücreti üzerinden hesaplanır ancak kıdem tazminatı tavanını aşamaz. Kıdem tazminatı tavanı en yüksek dereceli devlet memuru olan Başbakanlık müsteşarının 1 yıllık emekli ikramiyesine göre belirlenir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Mali ve Sosyal Haklar Genelgesine göre bu rakam, 2019 yılı için 6 bin 17 lira 60 kuruştur. İşçinin kıdem tazminatına esas brüt ücreti 10 bin TL bile olsa, 2019 yılı için her bir yıllık kıdeme karşılık alabileceği en yüksek kıdem 6 bin 17 lira 60 kuruştur.
11 Ocak 2019 Cuma
Doğum izin parası arttı
Çalışan anneler 16 hafta doğum izni alabiliyorlar. Devletin verdiği doğum izni ücreti bu yıl 1317 lira arttı. 2018 yılında bu rakam 5 bin 50 lirayken, 2019 yılında 6 bin 367 liraya çıktı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)