Hükümetin memura verdiği bir yemek parası zam gündemdeki yerini korurken milletvekillerinin de alacakları zamlı maaş belli oldu.
Memurlara 2020 yılı için yüzde 4+4, 2021 yılı için yüzde 3+3 zam verilmesi kararı alındı.
Hakim sendika Memur-Sen bu duruma yüksek sesle itiraz ederken henüz konuya nasıl tepki vereceğine ilişkin ipuçları vermedi.
Memurun zam pazarlığında aynı zamanda milletvekilinin zammı da belli oluyor.
OCAK AYINDA 941 TL ZAM ALACAKLAR
Şu an 23 bin 530 TL olan milletvekili maaşı önümüzdeki ocak ayında yüzde 4 zamlanarak 24 bin 471'e çıkacak.
Yani milletvekilleri bu yıl ocak ayında 941 TL zam alacaklar.
Oransal zam yapıldığı için önümüzdeki ocak ayında en düşük memur maaşı 132 TL zam görerek. 3 bin 553 TL'ye çıkacak.
Bir milletvekiline bir yılda 293 bin 652 TL maaş ödemesi yapılacak. Bir yıl boyunca Meclis'teki 600 milletvekiline 176 milyon 191 bin 200 TL’den fazla maaş ödeyecek. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi öncesinde Meclis’te 550 milletvekili bulunuyordu.
FRANSA'DA 4 ALMANYA'DA 6 KATI
Asgari ücret ile vekil maaşı arasındaki ilişki de ülkeden ülkeye değişiyor… Vekil maaşlarının eyaletlere göre değiştiği Almanya’da ise maaşlar yaklaşık 3 bin ile 10 bin euro arasında gösteriliyor. Fransa’da vekil maaşları yaklaşık 7 ile 8 bin euro arasında gösteriliyor. Her iki ülkede de asgari ücretin bin 500 euro civarında seyrettiği, Almanya’da vekil maaşının asgari ücretin 6 katı, Fransa’da da 4 katı olduğu belirtiliyor.
YUNANİSTAN'DA MAKAS TÜRKİYE'YE YAKIN
Asgari ücretin 650 euro civarında gösterildiği Yunanistan'da vekil maaşlarının ülkedeki ekonomik sıkıntılar sonrası asgari ücretin 9 katına çıktığı hesaplanıyor. Türkiye’yle ilgili istatistik verileri Avrupa ile paylaşan Ankara'daki Avrupalı diplomatlara göre, vekil maaşları Avrupa'da da yüksek. Türkiye’de milletvekili maaşı şu an net asgari ücretin 11 katı.
30 Ağustos 2019 Cuma
29 Ağustos 2019 Perşembe
Haftalık izin ertelenebilir mi
Milyonlarca çalışanın iple çektiği haftalık izin ertelenebilir mi? Çalışıldığı gün ne kadar mesai ücreti alınır?
İşin görülmesini şekillendirme hakkı kural olarak işverendedir. İşveren yönetim hakkına dayalı olarak işçilerin hangi günlerde hangi saatler arasında çalışacağına karar verme hakkına sahiptir. İşçi de bu sürelere uymakla yükümlüdür. Bununla birlikte işveren yönetim hakkını kullanırken mevzuatın öngördüğü sınırlamalara uygun hareket etmek zorundadır.
Hatta işçinin onayını alsa bile bu sınırlamalara aykırı hareket edemeyecektir. Dinlenme hakkı mevzuatımızda ayrıntılandırılmış, ara dinlenmesi, hafta tatili, yıllık izin hakkı gibi somut görünümler kazanmıştır. Hafta tatili işçilere yedi günlük zaman dilimi içinde en az yirmi dört saat dinlenme imkânı tanıyan tatil türüdür.
NASIL HESAPLANIR?
İşçinin hafta tatilinde dinlendirilmesi ve çalışmaksızın ücrete hak kazanması gerekmektedir. Bu nedenle hafta tatilinde çalışmayan işçiye çalışmaksızın ücret ödenmesi zorunludur.
Hafta tatili ücreti işçinin çıplak bir günlük ücretidir. İşçi saat ücretiyle çalışıyorsa hafta tatili ücreti işçinin 7.5 saatlik ücreti kadardır. Fakat işçinin ücreti aylık maktu bir tutar olarak belirlenmişse, işçinin hafta tatili ücreti bu ücretin içinde yer aldığından ayrıca hesaplanarak işçiye ödenmemektedir. İşçinin raporlu olması halinde hafta tatili ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmektedir.
HER ÇALIŞAN HAFTA TATİLİNE HAK KAZANAMAZ
İşçiler tatil gününden önceki iş günlerinde çalışmış olmaları koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde en az yirmi dört saat dinlendirilmek zorundadır.
Bu noktada önemli olan işçinin daha önceki günlerde çalışmış olması veya daha önceki günlerin İş Kanunu uyarınca çalışılmış gibi sayılan günlerden olmasıdır. Eğer bir hafta içinde hafta tatilinden önceki günler çalışılmamışsa ve çalışılmış gibi değerlendirilen günlerden de değilse işçi hafta tatiline hak kazanamayacaktır.
Çalışılmış gibi değerlendirilen süreler Kanunun 63. maddesinde sayılmıştır. Bunlar işçinin çalışmadığı halde çalışma süresinden sayılan süreler, yasadan veya sözleşmeden doğan tatil günleri, bir haftalık süre içinde kalmak kaydıyla işveren tarafından verilen diğer izinler ve rapor süreleridir.
ERTELENMESİ MÜMKÜN DEĞİL
Hafta tatilinin devamlı şekilde aynı günde kullanılması bir zorunluluk değildir. İşveren işin gereğine göre hafta tatilinin günü değiştirme hakkına sahiptir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iki hafta tatili arasında en fazla altı gün olmasıdır.
Dolayısıyla, değişiklik yapılırken hafta tatilinin öne çekilerek değiştirilmesi gerekmektedir. Kanun yedi günlük bir zaman diliminde en az yirmi dört saat dinlenmeyi aradığından, iki hafta tatili arasında yedi veya daha uzun bir sürenin olması, hafta tatilinin kullandırılmadığı anlamına gelecektir. Bu konuyla bağlantılı bir Yargıtay kararında, çalışana hafta tatili karşılığında ilerleyen günlerde izin verilmesinin hafta tatilinin kullandırıldığı anlamına gelmeyeceği açıkça vurgulanmıştır.
İDARİ PARA CEZASI UYGULANIR
Hafta tatilinde çalışılması halinde işverene çalışma sürelerine uymaması nedeniyle idari para cezası uygulanabilecektir. İşçi sırf hafta tatilinin kullandırılmamasını gerekçe göstererek iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecek ve kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
Yargıtay da hafta tatilinde çalıştırılmanın hukuka aykırı olduğunu belirtmekle birlikte, bu güne ait çalışmanın ücretinin ayrıca ödenmesi gerektiğine hükmetmektedir. Hatta takip eden haftada izin kullandırılmış olsa bile hafta tatili ücretinin ödenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İşçilerin hafta tatilinde çalışmayı kabul ettiklerine dair onaylar gerek iş sözleşmeleri ile gerekse diğer iç hukuk kaynakları ile zaman zaman işverenlerce alınmaktadır.
Fakat dinlenme hakkı işçinin onayıyla dahi vazgeçemeyeceği bir hak olup, işverenin bu yönde aldığı onaylar geçerlilik taşımamaktadır. Dolayısıyla, işçinin onay vermiş olması hafta tatilinin kullandırılmaması için bir gerekçe olmayacaktır.
ÇALIŞAN FAZLA MESAİ ÜCRETİ ALIR
Hafta tatilinde yapılan çalışmanın ücreti doğrudan fazla çalışma olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, işçi haftanın önceki günlerinde 45 saati tamamlamamış olsa da hafta tatilinde yapılan çalışma ücretinin normal saatlik ücrete göre yüzde elli zamlı ödenmesi gerekmektedir.
İşçinin hafta tatilinde çalıştığı süre de fark etmemekte, hafta tatilinde bir saat dahi çalışılmış olsa da tam gün çalışılmış gibi hesaba katılmaktadır. Fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğu çalışanlar açısından da hafta tatilinde çalışma halindeki ücretin ayrı şekilde hesaplanarak ödenmesi aranmakta, hafta tatilindeki çalışmanın ücretinin temel ücretin içinde ödendiği iddia edilememektedir. Bu nedenle hafta tatilinde çalışan işçiye işlem hukuka aykırı olsa da ücretinin ayrıca hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.
DENKLEŞTİRME YAPILAMAZ
İş yerinde denkleştirme uygulaması mevcutsa hafta tatilinin yoğunlaştırılmış iş haftalarından sonra diğer haftalarda kullandırılması yoluyla denkleştirilmesi mümkün değildir. Denkleştirme halinde hafta tatili kullandırılmadan çalışan işçiye hafta tatili için doğrudan fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekmektedir. (Cem Kılıç/Milliyet)
İşin görülmesini şekillendirme hakkı kural olarak işverendedir. İşveren yönetim hakkına dayalı olarak işçilerin hangi günlerde hangi saatler arasında çalışacağına karar verme hakkına sahiptir. İşçi de bu sürelere uymakla yükümlüdür. Bununla birlikte işveren yönetim hakkını kullanırken mevzuatın öngördüğü sınırlamalara uygun hareket etmek zorundadır.
Hatta işçinin onayını alsa bile bu sınırlamalara aykırı hareket edemeyecektir. Dinlenme hakkı mevzuatımızda ayrıntılandırılmış, ara dinlenmesi, hafta tatili, yıllık izin hakkı gibi somut görünümler kazanmıştır. Hafta tatili işçilere yedi günlük zaman dilimi içinde en az yirmi dört saat dinlenme imkânı tanıyan tatil türüdür.
NASIL HESAPLANIR?
İşçinin hafta tatilinde dinlendirilmesi ve çalışmaksızın ücrete hak kazanması gerekmektedir. Bu nedenle hafta tatilinde çalışmayan işçiye çalışmaksızın ücret ödenmesi zorunludur.
Hafta tatili ücreti işçinin çıplak bir günlük ücretidir. İşçi saat ücretiyle çalışıyorsa hafta tatili ücreti işçinin 7.5 saatlik ücreti kadardır. Fakat işçinin ücreti aylık maktu bir tutar olarak belirlenmişse, işçinin hafta tatili ücreti bu ücretin içinde yer aldığından ayrıca hesaplanarak işçiye ödenmemektedir. İşçinin raporlu olması halinde hafta tatili ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmektedir.
HER ÇALIŞAN HAFTA TATİLİNE HAK KAZANAMAZ
İşçiler tatil gününden önceki iş günlerinde çalışmış olmaları koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde en az yirmi dört saat dinlendirilmek zorundadır.
Bu noktada önemli olan işçinin daha önceki günlerde çalışmış olması veya daha önceki günlerin İş Kanunu uyarınca çalışılmış gibi sayılan günlerden olmasıdır. Eğer bir hafta içinde hafta tatilinden önceki günler çalışılmamışsa ve çalışılmış gibi değerlendirilen günlerden de değilse işçi hafta tatiline hak kazanamayacaktır.
Çalışılmış gibi değerlendirilen süreler Kanunun 63. maddesinde sayılmıştır. Bunlar işçinin çalışmadığı halde çalışma süresinden sayılan süreler, yasadan veya sözleşmeden doğan tatil günleri, bir haftalık süre içinde kalmak kaydıyla işveren tarafından verilen diğer izinler ve rapor süreleridir.
ERTELENMESİ MÜMKÜN DEĞİL
Hafta tatilinin devamlı şekilde aynı günde kullanılması bir zorunluluk değildir. İşveren işin gereğine göre hafta tatilinin günü değiştirme hakkına sahiptir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iki hafta tatili arasında en fazla altı gün olmasıdır.
Dolayısıyla, değişiklik yapılırken hafta tatilinin öne çekilerek değiştirilmesi gerekmektedir. Kanun yedi günlük bir zaman diliminde en az yirmi dört saat dinlenmeyi aradığından, iki hafta tatili arasında yedi veya daha uzun bir sürenin olması, hafta tatilinin kullandırılmadığı anlamına gelecektir. Bu konuyla bağlantılı bir Yargıtay kararında, çalışana hafta tatili karşılığında ilerleyen günlerde izin verilmesinin hafta tatilinin kullandırıldığı anlamına gelmeyeceği açıkça vurgulanmıştır.
İDARİ PARA CEZASI UYGULANIR
Hafta tatilinde çalışılması halinde işverene çalışma sürelerine uymaması nedeniyle idari para cezası uygulanabilecektir. İşçi sırf hafta tatilinin kullandırılmamasını gerekçe göstererek iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecek ve kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
Yargıtay da hafta tatilinde çalıştırılmanın hukuka aykırı olduğunu belirtmekle birlikte, bu güne ait çalışmanın ücretinin ayrıca ödenmesi gerektiğine hükmetmektedir. Hatta takip eden haftada izin kullandırılmış olsa bile hafta tatili ücretinin ödenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İşçilerin hafta tatilinde çalışmayı kabul ettiklerine dair onaylar gerek iş sözleşmeleri ile gerekse diğer iç hukuk kaynakları ile zaman zaman işverenlerce alınmaktadır.
Fakat dinlenme hakkı işçinin onayıyla dahi vazgeçemeyeceği bir hak olup, işverenin bu yönde aldığı onaylar geçerlilik taşımamaktadır. Dolayısıyla, işçinin onay vermiş olması hafta tatilinin kullandırılmaması için bir gerekçe olmayacaktır.
ÇALIŞAN FAZLA MESAİ ÜCRETİ ALIR
Hafta tatilinde yapılan çalışmanın ücreti doğrudan fazla çalışma olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, işçi haftanın önceki günlerinde 45 saati tamamlamamış olsa da hafta tatilinde yapılan çalışma ücretinin normal saatlik ücrete göre yüzde elli zamlı ödenmesi gerekmektedir.
İşçinin hafta tatilinde çalıştığı süre de fark etmemekte, hafta tatilinde bir saat dahi çalışılmış olsa da tam gün çalışılmış gibi hesaba katılmaktadır. Fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğu çalışanlar açısından da hafta tatilinde çalışma halindeki ücretin ayrı şekilde hesaplanarak ödenmesi aranmakta, hafta tatilindeki çalışmanın ücretinin temel ücretin içinde ödendiği iddia edilememektedir. Bu nedenle hafta tatilinde çalışan işçiye işlem hukuka aykırı olsa da ücretinin ayrıca hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.
DENKLEŞTİRME YAPILAMAZ
İş yerinde denkleştirme uygulaması mevcutsa hafta tatilinin yoğunlaştırılmış iş haftalarından sonra diğer haftalarda kullandırılması yoluyla denkleştirilmesi mümkün değildir. Denkleştirme halinde hafta tatili kullandırılmadan çalışan işçiye hafta tatili için doğrudan fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekmektedir. (Cem Kılıç/Milliyet)
23 Ağustos 2019 Cuma
Emekli maaşını yükseltmek için neler yapılmalı
Cem Kılıç, Milliyet'teki yazısında emeklilik hayali kuran milyonlarca çalışanı ilgilendiren konuya değindi. Emekli maaşının nasıl yükseltileceğini anlatan Kılıç'ın yazısı şöyle:
Emekli aylıklarının hesaplanması yönteminde memur, kendi hesabına çalışanlar ve işçi ayrımı söz konusu. Bunun yanı sıra, çeşitli dönemlerde yapılan sosyal güvenlik reformlarıyla sadece emekli olma yaşı değil emekli aylığı hesaplama yöntemleri de değiştiği için birkaç farklı hesap dönemi var. Bu dönemler 2000 yılı öncesi dönem, Ocak 2000 ile Ekim 2008 arası dönem ve Ekim 2 008 sonrası dönem olarak üçe ayrılmakta.
Maaşın % 50’si aylık bağlanıyor
Memurlar emekli aylıkları en rahat hesaplanan grup. Memurun emekli aylığını memurun derecesi, kademesi, hizmet süresi ve ek göstergesi belirliyor. Memurların emekli aylığını en çok etkileyen husus ise ek gösterge.
Bu da memurun görevine ve unvanına göre belirleniyor. Ekim 2008’den önce göreve başlayan memurların emekli aylığı hesaplamasında gösterge ve katsayı sistemi esas alınıyor.
Bu hesaplamaya göre 25 yıl hizmet vermiş memurun aylık bağlama oranı yüzde 75. Yani ortalama aylık kazancın yüzde 75’i emekli aylığı olarak bağlanıyor. Ekim 2008 sonrası ilk kez sigortalı olan memurlar 25 yıl çalışmaları karşılığı ancak ortalama aylık kazançlarının yüzde 50’sini yani yarısını emekli aylığı olarak alabiliyorlar. Dolayısıyla bu durum, eski memurların emekli aylıkları ile yeni memurların emekli aylıkları arasında ortalama yüzde 30’luk bir fark doğmasına neden oluyor.
Bağ-Kur’lular prime esas kazançlarını artırmalı
Bağ-Kur’luların emekli aylıklarının hesaplanmasında aynı SSK’lılar gibi üç dönem çalışmaları ve bu çalışmaların karşılığında belirlenen aylık bağlama oranı söz konusu. Bu çerçevede Bağ-Kur’lular da 2000 öncesi dönemde yüksek gelir düzeyi üzerinden yani yüksek basamaktan prim ödemişler ise emekli maaşları daha yüksek oluyor.
1 Ekim 2008 sonrasında ise Bağ-Kur’luların da emekli aylıkları ne yazık ki daha düşük hesaplanıyor. Bu nedenle, emekli aylığının yüksek olmasını isteyen Bağ-Kur sigortalılarının prime esas kazançlarını yükseltmeleri, yüksekten prim ödemeleri menfaatlerine olacak.
Askerlik borçlanmasını ‘tavan’dan yapın
Emekli aylığını düşürmeyecek aksine yükseltecek en basit çözüm prime esas kazanç tutarının yüksek gösterilmesi. Yani SGK’ya yüksek ücret seviyesinden prim yatırmak. Dolayısıyla çalışanların sık sık kendi adlarına SGK’ya yatırılan primleri takip etmeleri gerekiyor. İşverenlerinin gerçek ücretleri üzerinden prim yatırıp yatırmadığını kontrol etmek sigortalı açısından çok önemli. Aksi takdirde, emeklilikte hayal kırıklığı yaşanabilir.
Emekli aylığını yükseltecek bir diğer yöntem ise Ocak 2000 dönemi öncesi askerlik ve doğum borçlanmaları. Bu dönem için borçlanma yapılırsa, bir de tavandan yani en yüksekten ödeyerek borçlanılırsa emekli aylığını yükseltmek mümkün. Askerlik borçlanmasının emekli aylığına etkisi, prim ödeme gün sayısı, askerlik dönemi ve göstergeye bağlı değişiyor.
SSK’lılar için 2000-2008 arası en avantajlı dönem
SSK’lıların emekli aylığı hesaplamasında ise üç ayrı dönem ve üç ayrı hesap var. 2000 yılından önceki çalışmalar için gösterge sistemi esas alınıyor ve bu dönemde aylık bağlama oranı yüksek. Bu dönem içerisinde ne kadar çok prim ödenmiş ise emekli aylığı o kadar yüksek oluyor.yaratılmış olacaktır.
İkinci dönem 2000 sonrası ile 2008 Ekim ayı öncesi dönem. Bu dönemde aylık hesabında gösterge sistemi yerine TÜFE ve gelişme hızının birlikte dikkate alındığı güncelleme katsayısı sistemi uygulanıyor. Bu tarihler arasında aylık bağlama oranı düşük olduğu için ödenen primlerin etkisi biraz daha az.
2008 sonrası kritik
Üçüncü dönem 1 Ekim 2008 sonrası dönem. Bu dönemde en düşük aylık bağlama oranı ortaya çıkıyor. Çünkü bu dönemdeki hesaplamalarda güncelleme katsayısı hesaplanırken gayri safi yurt içi hâsıla gelişme hızının yüzde 30’u dikkate alınıyor. Dolayısıyla, üç dönem içerisinde en düşük aylık bağlama oranı bu dönemde oluşuyor.
Eski SSK’lıların şimdiki adıyla 4/a’lıların emekli aylıkları da bu şekilde üç dönemdeki aylık bağlama oranları ve ortalama aylık kazançları üzerinden hesaplanıyor. Ancak aylık bağlama oranı hesaplanmasındaki farklılık dolayısıyla düşükten prim ödeyenler açısından 2000 öncesi dönemlerdeki çalışmaların karşılığı en yüksek, 2000 sonrası ile Ekim 2008 öncesi dönemdeki çalışmaların karşılığı daha düşük ve Eylül 2008 sonrası çalışmaların karşılığı en düşük aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanıyor ve emekli aylığını etkiliyor.
Ek gelir arayışı
Belirtmek lazım, yüksekten prim ödeyenler açısından da 2000 ile 2008 dönemleri arası en avantajlı dönem, 2008 sonrası dönem de 2000 öncesi döneme göre daha fazla emekli aylığı ödenmesini sağlıyor. Bunun en büyük nedeni 2000 yılından önce yüksekten prim ödeyenlere düşükten prim ödeyenlere nispeten düşük maaş bağlanması.
Sosyal güvenlik reformu ile getirilen değişiklikler daha çok sistemin ekonomik dengesini gözettiği için emekli aylıkları eskiye nazaran düşük olacak. Bu nedenle, emeklilikte gelir desteği sunacak bireysel emeklilik gibi sistemlerin tercih edilmesinde fayda var. Bu şekilde emeklilikteki maaş düşmesiyle mücadele etmek için ek bir gelir.
Emekli aylıklarının hesaplanması yönteminde memur, kendi hesabına çalışanlar ve işçi ayrımı söz konusu. Bunun yanı sıra, çeşitli dönemlerde yapılan sosyal güvenlik reformlarıyla sadece emekli olma yaşı değil emekli aylığı hesaplama yöntemleri de değiştiği için birkaç farklı hesap dönemi var. Bu dönemler 2000 yılı öncesi dönem, Ocak 2000 ile Ekim 2008 arası dönem ve Ekim 2 008 sonrası dönem olarak üçe ayrılmakta.
Maaşın % 50’si aylık bağlanıyor
Memurlar emekli aylıkları en rahat hesaplanan grup. Memurun emekli aylığını memurun derecesi, kademesi, hizmet süresi ve ek göstergesi belirliyor. Memurların emekli aylığını en çok etkileyen husus ise ek gösterge.
Bu da memurun görevine ve unvanına göre belirleniyor. Ekim 2008’den önce göreve başlayan memurların emekli aylığı hesaplamasında gösterge ve katsayı sistemi esas alınıyor.
Bu hesaplamaya göre 25 yıl hizmet vermiş memurun aylık bağlama oranı yüzde 75. Yani ortalama aylık kazancın yüzde 75’i emekli aylığı olarak bağlanıyor. Ekim 2008 sonrası ilk kez sigortalı olan memurlar 25 yıl çalışmaları karşılığı ancak ortalama aylık kazançlarının yüzde 50’sini yani yarısını emekli aylığı olarak alabiliyorlar. Dolayısıyla bu durum, eski memurların emekli aylıkları ile yeni memurların emekli aylıkları arasında ortalama yüzde 30’luk bir fark doğmasına neden oluyor.
Bağ-Kur’lular prime esas kazançlarını artırmalı
Bağ-Kur’luların emekli aylıklarının hesaplanmasında aynı SSK’lılar gibi üç dönem çalışmaları ve bu çalışmaların karşılığında belirlenen aylık bağlama oranı söz konusu. Bu çerçevede Bağ-Kur’lular da 2000 öncesi dönemde yüksek gelir düzeyi üzerinden yani yüksek basamaktan prim ödemişler ise emekli maaşları daha yüksek oluyor.
1 Ekim 2008 sonrasında ise Bağ-Kur’luların da emekli aylıkları ne yazık ki daha düşük hesaplanıyor. Bu nedenle, emekli aylığının yüksek olmasını isteyen Bağ-Kur sigortalılarının prime esas kazançlarını yükseltmeleri, yüksekten prim ödemeleri menfaatlerine olacak.
Askerlik borçlanmasını ‘tavan’dan yapın
Emekli aylığını düşürmeyecek aksine yükseltecek en basit çözüm prime esas kazanç tutarının yüksek gösterilmesi. Yani SGK’ya yüksek ücret seviyesinden prim yatırmak. Dolayısıyla çalışanların sık sık kendi adlarına SGK’ya yatırılan primleri takip etmeleri gerekiyor. İşverenlerinin gerçek ücretleri üzerinden prim yatırıp yatırmadığını kontrol etmek sigortalı açısından çok önemli. Aksi takdirde, emeklilikte hayal kırıklığı yaşanabilir.
Emekli aylığını yükseltecek bir diğer yöntem ise Ocak 2000 dönemi öncesi askerlik ve doğum borçlanmaları. Bu dönem için borçlanma yapılırsa, bir de tavandan yani en yüksekten ödeyerek borçlanılırsa emekli aylığını yükseltmek mümkün. Askerlik borçlanmasının emekli aylığına etkisi, prim ödeme gün sayısı, askerlik dönemi ve göstergeye bağlı değişiyor.
SSK’lılar için 2000-2008 arası en avantajlı dönem
SSK’lıların emekli aylığı hesaplamasında ise üç ayrı dönem ve üç ayrı hesap var. 2000 yılından önceki çalışmalar için gösterge sistemi esas alınıyor ve bu dönemde aylık bağlama oranı yüksek. Bu dönem içerisinde ne kadar çok prim ödenmiş ise emekli aylığı o kadar yüksek oluyor.yaratılmış olacaktır.
İkinci dönem 2000 sonrası ile 2008 Ekim ayı öncesi dönem. Bu dönemde aylık hesabında gösterge sistemi yerine TÜFE ve gelişme hızının birlikte dikkate alındığı güncelleme katsayısı sistemi uygulanıyor. Bu tarihler arasında aylık bağlama oranı düşük olduğu için ödenen primlerin etkisi biraz daha az.
2008 sonrası kritik
Üçüncü dönem 1 Ekim 2008 sonrası dönem. Bu dönemde en düşük aylık bağlama oranı ortaya çıkıyor. Çünkü bu dönemdeki hesaplamalarda güncelleme katsayısı hesaplanırken gayri safi yurt içi hâsıla gelişme hızının yüzde 30’u dikkate alınıyor. Dolayısıyla, üç dönem içerisinde en düşük aylık bağlama oranı bu dönemde oluşuyor.
Eski SSK’lıların şimdiki adıyla 4/a’lıların emekli aylıkları da bu şekilde üç dönemdeki aylık bağlama oranları ve ortalama aylık kazançları üzerinden hesaplanıyor. Ancak aylık bağlama oranı hesaplanmasındaki farklılık dolayısıyla düşükten prim ödeyenler açısından 2000 öncesi dönemlerdeki çalışmaların karşılığı en yüksek, 2000 sonrası ile Ekim 2008 öncesi dönemdeki çalışmaların karşılığı daha düşük ve Eylül 2008 sonrası çalışmaların karşılığı en düşük aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanıyor ve emekli aylığını etkiliyor.
Ek gelir arayışı
Belirtmek lazım, yüksekten prim ödeyenler açısından da 2000 ile 2008 dönemleri arası en avantajlı dönem, 2008 sonrası dönem de 2000 öncesi döneme göre daha fazla emekli aylığı ödenmesini sağlıyor. Bunun en büyük nedeni 2000 yılından önce yüksekten prim ödeyenlere düşükten prim ödeyenlere nispeten düşük maaş bağlanması.
Sosyal güvenlik reformu ile getirilen değişiklikler daha çok sistemin ekonomik dengesini gözettiği için emekli aylıkları eskiye nazaran düşük olacak. Bu nedenle, emeklilikte gelir desteği sunacak bireysel emeklilik gibi sistemlerin tercih edilmesinde fayda var. Bu şekilde emeklilikteki maaş düşmesiyle mücadele etmek için ek bir gelir.
Hak-İş ile hükümet zam konusunda anlaşmaya vardı
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile HAK-İŞ, kamu işçisinin 2019-2020 yılındaki mali ve sosyal haklarını belirleyen 2019 dönemi kamu kesimi toplu iş sözleşmesi üzerinde anlaştı.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açıklaması şu şekilde;
Çalışanlarımızın hak ve hukukunu gözetmek, bizim için hem inanç, hem ahlak hem de bir demokrasi meselesidir.
2002’den günümüze ekonomimiz 3,5 kat büyüdü. Son 17 yılda, ekonomide 9 milyona yakın istihdam oluşturuldu.
Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde,önümüzde 4 yıllık bir kesintisiz icraat dönemi var. Ülke olarak bugün,2023 hedefleri doğrultusunda,daha müreffeh, daha güvenli yarınlara doğru ilerlediğimiz konusunda büyük ümitler taşıyoruz.
Protokol kapsamında, brüt 3.500 Liranın altında ücret alan kamu işçilerimizin maaşlarına; brüt ücret 3.500 Lirayı aşmayacak şekilde 150 lira iyileştirme yapıyoruz.
2019’un ilk altı ayında %8 oranında, ikinci altı ayında %4 oranında zam yapılması konusunda uzlaştık. Kamu işçilerimiz Ocak ayında %6,69 oranında bir enflasyon farkı zammını da almışlardı.
2019 yılı için üzerinde uzlaştığımız zamlarla birlikte, yıl geneli toplam ücret zammı %19’u aşmış durumda.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açıklaması şu şekilde;
Çalışanlarımızın hak ve hukukunu gözetmek, bizim için hem inanç, hem ahlak hem de bir demokrasi meselesidir.
2002’den günümüze ekonomimiz 3,5 kat büyüdü. Son 17 yılda, ekonomide 9 milyona yakın istihdam oluşturuldu.
Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde,önümüzde 4 yıllık bir kesintisiz icraat dönemi var. Ülke olarak bugün,2023 hedefleri doğrultusunda,daha müreffeh, daha güvenli yarınlara doğru ilerlediğimiz konusunda büyük ümitler taşıyoruz.
Protokol kapsamında, brüt 3.500 Liranın altında ücret alan kamu işçilerimizin maaşlarına; brüt ücret 3.500 Lirayı aşmayacak şekilde 150 lira iyileştirme yapıyoruz.
2019’un ilk altı ayında %8 oranında, ikinci altı ayında %4 oranında zam yapılması konusunda uzlaştık. Kamu işçilerimiz Ocak ayında %6,69 oranında bir enflasyon farkı zammını da almışlardı.
2019 yılı için üzerinde uzlaştığımız zamlarla birlikte, yıl geneli toplam ücret zammı %19’u aşmış durumda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
